ANKARA AÇISINDAN...
ABD’nin Suriye’den asker çekme süreci ile ilgili olarak Ankara-Washington hattında görüşmeler hem güvenlik hem diplomasi boyutlarıyla yürütüldü, yürütülüyor. Genel çerçeveyi şöyle özetleyebiliriz;
* ABD’nin çekilme konusunda iki endişesi vardı;
DEAŞ kamp ve hapishaneleri ile olası DEAŞ hareketliliği,
ABD’nin müttefiki olarak SDG çatısı altındaki Kürtlerin çekilme sonrası durumunun ne olacağı?
* İkinci sorunun yanıtından başlayacak olursak, “Terörsüz Türkiye” süreci Suriye sahasında Şam hükümeti ile Mazlum Abdi arasında yapılan anlaşma ile kendiliğinden yanıt bulmuş durumda. Artık, SDG birleşenlerinin yeni hükümetle entegre olması bekleniyor.
* ABD’li yetkililerin çekilme niyetlerini SDG birleşenlerine de net bir şekilde söylemesi, Suriye’deki süreci de hızlandırdı.
* ABD’nin uzun bir süredir silah ve mühimmat sevkiyatı yapmadığını da paylaşmakta fayda var.
* Gelelim DEAŞ’ın kamp ve hapishanelerine... Kadın ve çocukların kaldığı kamplarla, mahkûmların kaldığı hapishanelerin yönetiminin Şam yönetimi tarafından devralınması önerisi götürüldü. Bu kapsamda yönetim Suriye hükümetinde olacak. Türkiye de gerekli desteği verecek.
* Hapishane ve kamplarda yaklaşık 10-12 bin Iraklı bulunuyor. Irak hükümetinin bu kişileri almaya başladığı bilgisi var.
* 2-3 bin civarında Batılı ülkelerden gelenler bulunuyor. Uluslararası hukuk çerçevesinde bu ülkeler vatandaşlarını almalı. Ancak almazlarsa Suriye hükümeti gözetimi ve yönetiminde olacaklar.
* Kalanlar ise zaten Suriyeli. Kendi hükümetleri gözetiminde kalacaklar.
* Ankara’nın Suriye’nin komşu ülkeleri ile DEAŞ’a karşı kurduğu mekanizma da sahada olacak ve mücadeleyi sürdürecek.
SONUÇ...
Bu çekilme sadece askeri değil diplomatik bir yeniden konumlanma anlamına da geliyor. ABD’nin Ortadoğu’daki askeri angajmanları şimdilik sadece yer değiştiriyor gibi görünüyor. Asya-Pasifik’e ağırlık vereceği tahmin ediliyor. Ancak, İran ile ilgili gelişmelerin bölgedeki dengeleri değiştirebileceği de göz önünde bulundurulmalı.