Bazı belediyeler gerçekten doğru işler yapıyor.
Bazı mimarlar, sadece “kat hesabı” değil, insana göre yaşam alanı düşünüyor.
Ama mesele bu iyi örneklerin istisna kalması değil,
yeni standart haline gelmesi.
Japonya’yı örnek veriyoruz hep.
Ama kimse geceyi parklarda geçirmiyor. Okullar tatil olmuyor.
Cep telefonları susmuyor.
Çünkü Japonya, depreme karşı sadece bina değil, bir yaşam felsefesi inşa etti.
Türkiye de bunu yapabilir.
Ama önce zihniyeti dönüştürmeli.
Yıkmakla övünmek yerine, doğruyu yeniden kurmakla gurur duymalıyız.
Kentsel dönüşüm bir inşaat meselesi değil.
Bir uygarlık projesidir.
Ve artık biz, bu ülkenin geleceğini müteahhit hesaplarıyla değil, şehir aklıyla planlamalıyız.
Aklıyla konuşan bir şehir olmak
İzmir’de Ekonomik Kalkınma Koordinasyon Kurulu toplandı.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, şöyle dedi.
“Bir buçuk yıl içinde mevcut kentsel dönüşüm projelerini tamamlayacağız. Yeni projeleri de başlatıyoruz.”
İzmir şunu söylüyor.
“Tamamlayacağız.”
Ve sadece dönüşüm değil, aynı zamanda yeni bir şehir aklı kurma hedefi var.
Cemil Tugay, sadece binaları dönüştürmekten söz etmiyor.
Aynı zamanda karbon ayak izini azaltmaktan, iklim nötr bir şehir olmaktan söz ediyor.
“5 yıl içinde karbon nötr olabiliriz.”
Bu cümleyi Türkiye’de belediye başkanlarından duymak umut verici.
İzmir Planlama Ajansı Misyon Kent Aksiyon Laboratuvarı kuruyor.
Avrupa Birliği hedefleriyle eşgüdüm içinde ilerleniyor.
Yani bu kez sadece “iyi niyet” değil, ölçülebilir hedefler var.
Ve bir not daha…
Başkan sadece belediyeye seslenmedi.
Sanayiciye, üreticiye, çiftçiye, vatandaşa da sorumluluk çağrısı yaptı.
Çünkü bu sadece belediyenin değil, hepimizin meselesi.
Gerçekten 2030’a kadar karbon nötr bir şehir haline gelirse; sadece İzmir’in değil, Türkiye’nin şehircilik tarihinde bir dönüm noktası olur.