İkinci gün daha ilginç bir gelişme yaşandı: Televizyonlarda son dakika haberi olarak, İsrail’in başsağlığı taziye mesajını iptal ettiği duyuruldu.
Hülasa, vefat eden Papa’nın kilisede bir devrim yaptığı söyleniyor. Mutlaka, kendisinden önceki Papa XVI. Benedictus’a ve II. Jean Paul’a kıyasla daha “devrimci” (revülosyoner) bir figür olarak görülüyor. Ancak bu nitelendirme, tartışmaları ortadan kaldırmıyor. Zira kilise içinde hâlâ olacak ve olmayacak şeyler var.
Papa’nın en büyük destekçilerinden biri, kendisini Bologna’ya başpiskopos (archbishop) olarak tayin ettiği Kardinal Matteo Zuppi, namıdiğer “Don Matteo.” Gerçekten parlak bir kariyere sahip bir kardinal. Dünyanın dört bir yanında ya nuncius (papalık büyükelçisi) olarak görev yaptı ya da fakir ülkelerdeki insanlara yardım etmekle tanındı. Diğer güçlü aday ise Vatikan Devlet Sekreteri Pietro Parolin. O, Vatikan’ın adeta başbakanı ve dış bakanı konumundaki kişi olarak diplomatik ilişkilerin başında bulunuyor. Bu nedenle “İtalyanların dönemi yeniden mi geliyor?” sorusu gündeme geliyor.😇