YARIŞSEVERLERE KAYSERİ MANTISI
Deniz kenarında konumlanan pist adeta doğa ile mühendisliğin organik bir buluşması gibiydi. Sıcaklara rağmen yarışlara katılımı yüksek buldum.
3 gün boyunca katıldığım etkinlikte Suudi’lerin organizasyon kabiliyetine hayran kaldım doğrusu. Alana varabilmek için önce davetiyelerle gelen çıkartmaları araçlarımıza yapıştırdık. Bu çıkartmalar sayesinde kapalı caddelerden geçtik. Ardından kendi araçlarımızdan inip piste bizi götürecek VIP araçlara geçtik. Tüm karşılama ekibi ve şoförler çok iyi İngilizce konuşuyordu. Güvenlik üstüne güvenlikten geçerek alana vardık.
Yarışları izlediğimiz, biletleri 50 bin TL’den başlayan özel lounge alanı boydan boya farklı mutfaklardan ikramlarla doluydu.
Hoşuma giden taraf ise tüm yemeklerin Do & Co’nun hazırlamış olduğunu görmekti.
Dünya lezzetlerinin yanında misafirlere Türk şeflerce Kayseri mantısını sunulduğu görmek sürpriz oldu doğrusu.
Yarışları bu lounge alanında dünya jetset’inden konuklarla izledik. Her akşam yarış sonunda ise yarış arabalarının bakımlarının yapıldığı alana inip milyon dolarlık otomobilleri ve takımları yöneten ekipleri görme ve işin mutfağını gözlemleme imkânımız oldu.
Dünyanın neresinde F1 yarışlarına giderseniz gidin biletlerinizin “paddock” denilen araçların yönetildiği alanların ziyaretini de kapsadığından kesinlikle emin olun. Çünkü kanımca asıl deneyim bu.🤭
Ali Hussesin Alireza’ya göre ülkedeki hız tutkusu aynı at tutkusunda olduğu gibi halkın köklerinde var. Kendisi birçok şirketinin yanında bir İngiliz klasiği olan ve James Bond’un favori otomobili Aston Martin’in ülkedeki distribütörü. Anlattığına göre Suudi Arabistan lüks otomobiller kategorisinde Ortadoğu’da satış liderliğine sahip.😬