İSTANBUL BÜYÜK DEPREME HAZIR DEĞİL
- Peki, İstanbul böyle bir depreme hazır mı? 6.2’lik depremde gördük, trafik kilitlendi.
Hayır, değil! 25 yılda İstanbul’u depreme hazırlayamadık, “Deprem dirençli bir kent” yaratamadık. Kentsel dönüşüm ile işi sadece idare ettik. Önce, halkımızın deprem dirençli bir kentte, can güvenliği içinde, huzurla yaşamak istemesi ve ülkenin gerçek sahibi ve bir seçmen olarak bunu kendilerini yönetenlerden de talep etmesi gerekir. Ne halk ne de yöneticiler olarak bunu başaramadık!
- Deprem dirençli kentten kastınız nedir?
Büyük bir depremi minimum hasarla atlatan kentlere deprem dirençli kent denir. Kahramanmaraş merkezli depremlerde, bir gecede 53 binden fazla insanımızı toprağa verdik. Endonezya, Tayvan ve Şili’de de benzer büyüklükte depremler oluyor ama hiçbirinde can kaybı bu kadar dramatik olmuyor. İşte deprem dirençli kent budur. Depremin, afete dönüşmediği, yaşamın devam ettiği kentler... Bunun için de öyle söylendiği gibi büyük bütçelere gerek yok! Mesela, Afet Bakanlığı kurulsa, buraya liyakatli personel atansa, belli bütçe, belli bir program ve hedefle ilerlesek. 15 bilemedin 20 senede bu iş çözülür.
SADECE KENTSEL DÖNÜŞÜMLE OLMAZ
- Peki nasıl yaratacağız deprem dirençli bu kentleri?
Bir kenti karakterize eden 6 bileşen vardır: Yönetim, halk, altyapı, yapı stoku, ekosistem-çevre ve ekonomi.
Bu saydığım her alanda koordinatörler olsa, sahada 7-24 aktif çalışsalar ve eğitimler, farkındalık çalışmaları yapsalar, gereklilikleri tek tek belirleseler, yanı sıra ekonomi kurmayları, siyasetçiler, akademisyenler, muhtarlar, bürokratlar, yöneticiler, daha doğrusu toplumun en küçük hücrelerinin dahi aktif şekilde içinde olduğu, herkesin elini taşın altına koyduğu bir sistem olsa... İşte ancak o zaman, tüm bu bileşenleri deprem dirençli hale getirdiğimiz zaman, kentlerimizi de deprem dirençli yapmış oluruz.😐