Elginkan Vakfı Kurultayı’nın Doğan Hızlan, Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın, Prof. Dr. H. Dilek Batislam, Prof. Dr. S. Dilek Yalçın Çelik, Ali Erköse, Prof. Dr. Emine Gürsoy Naskali, Filiz Okumuş, Prof. Dr. Kâzım Yetiş ve Prof. Dr. Gülden Sağol Yüksekkaya’dan oluşan Düzenleme Kurulu adına konuşan Prof. Dr. Akalın, açış konuşmasında Türkçenin dil ilişkileri üzerine bilgiler sundu. Dil ilişkilerinin söz varlığına yansımasının en ilgi çekici örneklerinden birinin bugün Mars, Jüpiter olarak adlandırılan gezegenlere Türklerin bin yıl önce ‘Bakır Sukım’, ‘Bakır Temren’, ‘Erentüz’ dediğini, sonrasında Arapça ile yaşanan yoğun ilişki ağı içerisinde Osmanlı Türkçesi’nde ‘Merih’ ve ‘Müşteri’ adlarının kullanıldığını, geçen yüzyıla kadar anılan bu adların yerini zamanla Batı dillerinin yoğun etkisi sonucunda Fransızca’dan geçen ‘Mars’ ve ‘Jüpiter’e bıraktığını, Türkçe adlarının unutulduğunu söyledi. Dil ilişkilerinde etkilenmenin kelimelerle de sınırlı kalmadığını belirten Prof. Dr. Akalın, Fransızca’nın etkisiyle 1940’lı yıllarda Alman ve dolar sözlerinin ince L sesiyle söylendiğine, hatta ‘dolâr’ biçiminde şapkalı yazımının kullanıldığına değindi.
Kurultayın çağrılı konuşmacısı Almanya’dan Prof. Dr. Martine Robbeets, yürüttüğü araştırmalarla Türkçenin Transavrasya dilleri içerisinde Neolitik Çağ’a kadar uzanan tarihçesinin kurduğu ses denklikleriyle günümüzden yaklaşık 9 bin yıl öncesine kadar uzanabildiğini açıkladı. Çağrılı konuşmacı Polonya’dan Prof. Dr. Henryk Jankowski de konuşmasında Türk lehçelerini kurdukları dil ilişkileri bakımından ele alarak Türk dil ailesinin yeni bir tasnifini yaptı.
😑