‘Aznavour’ bir yanıyla ‘La Môme’u andırıyor (hatta önde Aznavour’u arkadan gördüğümüz, salonun tavanını da gösteren kadraj Olivier Dahan’ın filmindeki bir sahneyi akla getiriyor hemen) ama onun kadar ışıltılı olmadığı muhakkak.
Mehdi Idir ve Grand Corps Malade’ın bu ortak yapımının en dikkat çekici yanı, Charles Aznavour’un parayı ve çalışmayı seven biri olduğuna dair yaptığı vurgu olmuş. Ama bu durumu suçlayıcı bir tavırla perdeye taşımamışlar, sadece ele aldıkları karakterin aşkla, sevgiyle, muhabbetle çok ilgisi olmadığını, müziğe sığınılacak bir liman mantığıyla baktığını ve aslında yalnız bir adam olduğunu hatırlatmak istemişler. Amerika’da konserlerinde Frank Sinatra kadar ücret alacak noktaya gelen bu özel müzisyeni duygularını belli etmekte zorlanan bir profil olarak çizmişler. Öykünün en çarpıcı sahnelerinden birinde 25 yaşındaki oğlu Patrick’in ölümünün ardından cenaze töreninden ayrılıp hemen çalışmaya gittiğini ve bu arada topluluktan uzaklaşırken gözyaşlarını fark ediyoruz; bu bölüm onun mesafeli gözüken kişiliğinin bir ifadesiydi. Patrick onun evlilik dışı ilişkisinden doğmuştu ve 2018’deki vefatının ardından İsveçli eşi Ulla’dan doğan kızı Mischa, France Dimanch dergisine verdiği röportajda şunları söylemişti: “Patrick’in intiharı onun için her zaman derin bir yaraydı ve bu konuda asla konuşmak istemedi.”