Boğaz’da İngiliz işgal kuvvetleriyle – özellikle Pencablı askerlerle – Kuvâ-yı Milliyeciler arasında silahlı çatışma yaşandı. 10 bin ila 20 bin kişinin akın akın Rumeli tarafına geçmeye çalıştığı not ediliyor. Millet Meclisi’nin açılışından ve faaliyete geçmesinden sonra İstanbul’daki en mühim ayaklanma ve direniş budur. Bu olay, cephedeki düzenli ordunun kuruluşu sırasında İtilaf Devletleri’nin işgal kuvvetlerini en çok sarsan gelişme olarak nitelendirilmektedir.
Erhan Çifci arşivi.
Askerî tarih uzmanı Dr. Erhan Çifçi’nin Amerika Millî Arşivleri’nde bulduğu, milliyetçi Türklerin baskınını anlatan rapor dört sayfadan oluşmaktadır. Bu belgeye göre, söz konusu baskından sonra İstanbul’daki İtilaf Devletleri, donanmalarıyla ve işgalle ilgili daha sert bir tutum sergilemeye başlamıştır. Meclis, hükûmet işlevi görmeye başlamış; Anadolu’daki ordu ise basın tarafından açıkça desteklenir hâle gelmiştir. Raporda Meclis’in açılışından sadece yaklaşık üç ay sonra gerçekleşen hadiseyi anlatan raporda “Mustafa Kemal Askerleri” ibaresinin geçmesi dikkat çekicidir.
Şüphesiz, bir dönem amatör tarihçilerin sohbetlerinde, “tarihî tabuları yıkmak” iddiasıyla ortaya attıkları bazı fikirlerin gayriciddî olduğu artık anlaşılmıştır. “Millî kuvvetlerin İngilizlerle anlaşarak mücadele yürüttüğü” yönündeki efsane, tamamen asılsız bir safsatadan ibarettir. Öte yandan, İngiltere ile Fransa arasında bir gerginlik mevcuttur. Bu gerginlik, işbirliğinin gerekliliğini ortadan kaldırmasa da, ilişkilerin derecesini gölgelemiştir. Mareşal Franchet d’Espèrey, İngiliz Yüksek Komiseri’ni dinlemek zorunda değildir. Yorgun düşen İngiltere, İstanbul’u taze Yunan kuvvetleriyle elde tutmak istemiş; ancak bu proje uygulamaya konulamamıştır. Beykoz baskını, bu başarısızlığın işaretlerinden biridir. Ayrıca, Fransa’nın bu devir teslim planına karşı çıkacağı, Mareşal Franchet d’Espèrey’in açıklamalarıyla da ortaya konmuştur. Hatta mareşal, Çukurova’daki Fransız kuvvetlerini İstanbul’a çekeceğini bile ifade etmişti.🫢