ÇANAKKALE
Türkiye’nin en güzel yeri: Kaz Dağları. Gelibolu Yarımadası’nın karşısında, Çanakkale’nin güzelliklerini oluşturan bu bölge, zamanla büyük bir tahribata uğradı. Önce şuursuz tatilcilerin köylerdeki evleri yağmalamasıyla süreç başladı. Ardından Kaz Dağları’nın derin ormanlarına nüfuz edilmeye başlandı.
TOPRAĞIN ÜSTÜ DAHA DEĞERLİ
İmar facialarını durduralım derken bu kez altın madeni arayıcıları ortaya çıktı. Herkes biliyor ki Türkiye, sınırlı ama maden kaynakları açısından zengin bir ülkedir. Ararsanız her şey vardır; ancak çoğunun—kömür dahil—işletilmesi rantabl değildir. Türkiye’de altın olduğu iddia edilen yerlerin de kalıcı bir zenginlik getirmeyeceğini, cahiller de bilir, okumuşlar da, biz de biliyoruz, sözde “iş insanı” geçinen tipler de. Buna rağmen Kaz Dağları yağmalanıyor. Üstteki zeytinlikler denize kadar uzanıyor; alttaki maden sahaları ise, çevre halkının protestolarına rağmen, zorla ele geçirilmeye ve işletilmeye çalışılıyor.
Türk milleti toprağın üstünü iyi işlemek ve korumakla zenginleşir. Oysa köylerimiz boşalıyor, ekim, biçim ve hasat işleri sağlıklı yürütülemiyor. Köylerin boşalmasını durdurmalıyız. Aile yapısından başlayarak yeni bir düzeni, yasal düzenlemelerle tesis etmemiz gerekir. Ayrıca, başta Orta Asya ülkeleri olmak üzere, bize yardımcı olacak muhacirleri kabul etmeliyiz. Bunları yapmadığımız takdirde sonuç bellidir.
Türkiye’nin sahilleri, Avrupa’daki işçilerin yılda 10 gün bile kullanmayacakları tatil siteleriyle doldurulmaya uygun değildir. Zaten o kadar çok kıyımız da yok. Türkiye’nin madenleri, her açgözlü fırsatçının kendini zenginleştireceği kaynaklar değildir.
Türkiye’nin madenlerinden büyük zenginlik elde edileceği düşünülemez; zira fakir kaynaklar bakımından çeşit zengini bir kıtadır. Bunun yerine enerji kaynaklarını doğru kullanmalı, tarımı verimli yapmalı ve yerleşim düzenine dikkat etmeliyiz. Aksi hâlde Türkiye hızla çölleşir ve harabeye dönüşebilir.
Türkiye, sınırsız kaynaklara sahip bir ülke değildir; ama akıllı insanlar yetiştirmeye yetecek kadar güçlüdür.🙄