Ana yemeklere gelecek olursak...
4-5 gün ‘dry aged’ (uzun süre dinlendirilmiş) levreğin yanında ajo blanco ve chimiccuri sosla sunuluyor. Yeri gelmişken ette alışık olduğumuz bir teknik olan dry age’i ülkemizde balığa uygulayıp bize sevdiren ilk şefin Can Aras olduğunu da hatırlatmış olalım. 45 gün dry aged beef (dinlendirilmiş et) ise yoğun et suyu ve sotelenmiş havuçla tabaklanmış. Oldukça iyi pişmiş olan ağır ateşte dana kaburga da polenta ve zahter gremolata ile daha da lezzetli hale getirilmiş.
Tatlı menüsündeyse bir hoşluk göze çarpıyor. Tiramisu ve çikolata fudge’dan sonra üçüncü tatlı olarak menüye konmuş olan Baba au Rhum’u sipariş ettiğinizde bunun ücreti Çağdaş ve Bağımsız Yardımlaşma Derneği’ne gidiyor.
Bir şefin kendini ifade ederken karşısındaki insanı unutmaması... İşte mesleki olgunluğun göstergelerinden biri de bu. Pantheon sadece iyi yemek isteyenler için değil, keyifli vakit geçirmek isteyenler için de ideal. Restoran ilerleyen saatlerde müzikle buluşan bir deneyime dönüşüyor.
DJ performansları, dinner theater ve caz dinletisi gibi birbirinden farklı konseptler misafirleri İstanbul gece hayatının dinamik ritmine davet ediyor. Özenli kıyafet talebiyle sofistike ruh korunurken, İstanbul’a yalnızca yeni bir deneyim değil, aynı zamanda yepyeni bir topluluk kazandırmak hedefleniyor.