Ispanağından kan damlıyor…
Eski bir ıspanak konservesi üreten fabrika, burayı satışa çıkaran rantçı bir profil, tesisi satın alıp yıkarak yeni bir bina dikmeye hevesli girişimciler vs… Ama öte yandan bu harap işletmeyi mesken ettiği düşünülen gizemli bir karakter ve bu efsanenin varlığını sorgulayarak belgeselini çekmeye çalışan bir grup genç…
‘Popeye the Slayer Man’ çocukluğumuzun çizgi film kahramanı
‘Temel Reis’ anlatısını son derece kanlı bir korku çabası üzerinden yeniden üretmeye çalışıyor. Hoş, burada ne kahramanın sevgilisi Safinaz ne de ezeli rakibi Kabasakal var ama piposuyla tipoloji aynı. Öte yandan film boyunca ‘Temel Reis’, yani orijinal isim olan ‘Popeye’ hiç kullanılmıyor. Robert Michael Ryan’ın yönettiği, Ryan’ın yanı sıra John Doolan, Cuyle Carvin ve Jeff Milller’ın senaryosunu kaleme aldığı yapım altmetninde kimi göndermelerde bulunuyor (rant hırsı, radyoaktif etkiye sahip zehirli ıspanağın yarattığı canavar, eril söyleme karşı duruş vs.) ama genel çizgileriyle çok çok zayıf bir çalışma ‘Popeye the Slayer Man’. Ana karakter, içinden en küçük bir kötülük geçeni ortadan kaldırıyor hatta paramparça ediyor. Vahşet düzeyi yüksek, son derece kanlı filmlere literatürde ‘Gore’ deniyor, ‘Popeye the Slayer Man’ ‘Gore ötesi’ bir noktada duruyor (meğerse bu tür yapımlara da ‘splatter’ deniyormuş, ben de yeni öğrendim). Sonuç olarak kâğıt üzerinde ilginç bir fikre sahip ama uygulamada vasat çizgisine bile ulaşamayan bir yapım.🤭