ZİHİNSEL YÜK VE PSİKOLOJİK ETKİLER
Akademik yük artarken, psikolojik baskı da aynı oranda yükseliyor. Öğrenciler, sınav kaygısı, tükenmişlik ve başarısızlık korkusunu sıkça dile getiriyor. Üniversiteye giriş sadece bir yıl uzaklıktayken ve çoğu aile iyi bir üniversiteyi tek seçenek olarak görüyorken, baskı her yönden hissediliyor. Ancak okullarda ruh sağlığı desteği hâlâ sınırlı. Rehber öğretmenler genellikle fazla öğrenciye bakmak zorunda kalıyor ya da yeterli kaynaklara erişemiyor. Psikolojik sorunları dile getirme konusundaki sosyal çekinceler de devam ediyor. Not odaklı bu sistem, öğrencileri birey olarak görmektense, performans sayılarına indirgemiş durumda. Dershaneler, özel dersler ve hafta sonu kursları da öğrencilerin zamanını ve enerjisini fazlasıyla tüketiyor.
EĞİTİM REFORMUNUN ETKİLERİ
2024-2025 eğitim yılında uygulamaya giren “Türkiye Yüzyılı Eğitim Modeli” kapsamında, müfredat ve öğretim yapısı yeniden tasarlandı. Bu dönüşümün içindekilerden biri de 11. sınıf öğrencileri oldu. Yeni müfredat, içerik yoğunluğunu azaltırken; finansal okuryazarlık, dijital beceriler, çevre bilinci ve proje temelli öğrenme gibi alanlara yer vererek eğitimde yaşamla bağ kurmayı hedefliyor. Sınav yapıları da değişiyor. Artık açık uçlu sorular, analiz gerektiren cevaplar ve proje ödevleri daha fazla kullanılıyor. 11. sınıf öğrencileri için bu durum, derslerin biraz daha dinamik hale gelmesini sağlasa da, üniversite sınavının baskınlığı hâlâ sistemi yönlendiren temel faktör olmaya devam ediyor. Eleştirmenler, bu reformların kalıcı fayda sağlaması için üniversiteye geçiş sisteminde de yapısal değişiklikler gerektiğini savunuyor.