YPG, SURİYE SAHASINDA MI ÇÖZÜLECEK
Örgütün tarihini bilenler, KCK’nin yasama organı kabul edilen Kongra-Gel’in 17 Mayıs 2005 tarihinde Ortadoğu ve Avrupa’dan 213 PKK üst düzey yöneticisinin katılımıyla kabul edilen “KCK Sözleşmesi” ile yasadışı olarak kurulduğunu hatırlayacaktır. Bu kapsamda KCK çatısı altında bulunan YPG/PYD ile ilgili son duruma da bakmak gerekiyor:
- Ankara’nın beklentisi Suriye sahasındaki sürecin SDG ile Şam hükümeti tarafından imzalanan 8 maddelik anlaşmanın hayata geçmesi.
- Bu kapsamda YPG’nin Suriye ordusuna entegre olması.
- Türkiye ve Şam hükümeti, Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması, federatif ya da özerk bir yapıya müsaade edilmemesi konusunda kararlılığını sürdürüyor.
KARARIN ÖNEMİ
- Fesih her ne kadar PKK tarafından açıklanmış olsa da diğer örgütlerin de silah bırakması beklentisi Ankara tarafından dile getirildi.
- KCK ana yapılanması içindeki PKK’nın tasfiyesi tek başına önemli ve tarihi bir karardır. Ancak yine de Ankara’nın konuya ihtiyatla yaklaştığını ve uygulamayı görmek istediğini de belirtmek gerekiyor.
AÇIKLAMANIN DİKKAT ÇEKEN NOKTALARI
KCK ana yapılanması altında birçok farklı örgüt bulunuyor. Türkiye ile bölgenin huzur ve güvenliği için ana yapılanma altındaki tüm örgütlerin silah bırakması önemli. Bu konunun altını çizmemin nedeni ise yapılan açıklamada sadece, “PKK adıyla yürütülen çalışmaları sonlandırdı. PKK’nin tarihi misyonunu tamamladığını değerlendirildi. PKK adıyla yürütülen çalışmalar sonlandırıldı” ifadelerinin geçmiş olması. Gelelim; “PKK, kaynağını Lozan Antlaşması ve 1924 Anayasası’ndan alan Kürt inkâr ve imha siyasetine karşı halkımızın özgürlük hareketi olarak tarih sahnesine çıktı” ifadesine...
İfadenin sorunlu olduğuna şüphe yok. Tarihi ve hassas bir süreçten geçerken; kendini fesheden örgütün de kullandığı dile özen göstermesi gerekiyor. Nedenine gelince;
- İlk Meclis’te yaklaşık 70 Kürt vekil bulunmaktaydı.
- Mustafa Kemal Atatürk konuşmalarında Türkleri ve Kürtleri İslam kardeşleri olarak saymıştır.
- İsmet İnönü, Lozan’da Kürtlerin azınlık olmadığı tezini Batılı ülkelere kabul ettirmiştir.
- 1921 Anayasası’nın üçüncü maddesi “Türk Devleti’nden değil Türkiye Devleti’nden” bahsetmektedir. Ancak Atatürk her konuşmasında Türkiye Devleti’ni oluşturan unsurlar olarak Türkleri ve Kürtleri saymıştır.
- 1921 düzenlemesine göre; il idareleri manevi kişilik sahibi, özerk yapılar olarak tanzim edilmişlerdir. Kısaca 1921 Anayasası’nda Adem-i merkeziyete varan geniş bir idari özerklik söz konusu iken 1924 Anayasası ile bu düzenlemeler kaldırılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti bugün de resmi açıklamalarında hem kendi topraklarında hem de Suriye’de özerklik oluşumlarına karşı olduğunu açık açık ifade etmektedir.
- 1980’li yıllara kadar daha çok mahalli bir sorun olarak varlığını sürdüren mesele, 12 Eylül 1980 darbesiyle yeni bir aşamaya girmiştir.
Örgüt sonraki yıllarda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne karşı hesapları olan dış güçlerin de maşası haline gelmiştir.🫢