Şarkıyı yayınladık listesi tutmadı
Perşembeyi cumaya bağlayan gece... Yepyeni bir şarkı/EP/albüm yayınladınız. Aylarca üzerinde çalıştınız. Sözleri, melodisi, prodüksiyonu... Her şey tamam. Beklentiniz ne? En azından “Yeni Çıkanlar” listesinde bir yer bulabilmek. Ama olmuyor.
Oğuzhan Koç’un deyimiyle: “Pop listende rap, rap listende arabesk, yeni çıkanlara baktım, yeni çıkmamışlar.”
Her yıl en az birkaç kez bu serzenişi duyuyoruz. 2025’in şu ana kadarki en dikkat çekici platform çıkışı ise Koç’tan geldi.
Merve Özbey ile düet yaptıkları “Geçsin Yıllar” yayınlandı ama 3’er milyon aylık dinleyiciye sahip bu iki ismin ortak şarkısı New Music Friday listesinde ilk önce yoktu sonra bu listede 6’ncı sıraya kondu, Türkçe pop listesinde ise 10’uncu olarak değerlendirildi.
Spotify’ı etiketleyerek sosyal medya hesabı üzerinden “Artık bizi de sevecek misin yoksa bu aşktan ümidimizi keselim mi? Sene 2025, gökyüzünde bir müzik tanrısına şarkı sunup ‘umarız beğenir’ deyip bekliyoruz sanki. Bu ülkenin müziğini iyiye götürmek istiyorsanız (ki lütfen isteyin), nitelikli ve istikrarla üretim yapan müzisyenleri destekleyin” diyerek isyan etti.
Sadece kendi adına değil, müziğe kafa yoran, üretim yapan, her hafta algoritmalarla savaşan onlarca müzisyen adına konuştu. Haksız mı?
Kesinlikle değil. İşin kötüsü bu bahsedilen listeler algoritmik de değil, editoryal listeler.
Ardından Reynmen’den bir destek geldi. “Oğuzhan abi o kadar haklı ki... New Music Friday’e bile alınmıyor şarkılar. İnanılmaz amatör” deyip keyfilikten yakındı. Yani listeye girmek artık başarıdan çok bir lütuf gibi sunuluyor.
Edis de benzer bir destek yazısı yayınlayarak “pop şarkılarının editör listelerine alınması çoğu zaman kişisel zevklere göre şekilleniyor gibi görünüyor.
Böyle bir pazarda emeğe dayalı bir rekabet ortamı oluşturmak ve daha şeffaf hareket etmek zorundasınız” dedi.
Bugün geldiğimiz noktada, dijital platformlardaki görünürlük müzikle değil, çoğu zaman ilişkilere, PR stratejilerine ve algoritma şansına bağlı.
Ve evet, bu hâl Türkiye’ye has gibi görünüyor. Spotify gibi dev platformlar yurtdışında şeffaflık kuralları, editoryal etik ve içerik çeşitliliği üzerine raporlar yayınlarken, Türkiye’de sanatçılar hâlâ “bir muhatap” bulamıyor.
Asıl meseleye gelelim, düzenli ve nitelikli üretim yapan sanatçılar bu denli görünmez olabiliyorsa, sistemin kimleri ve neden öne çıkardığını sorgulamak zorundayız.
Çünkü bu ülkede müziğe yatırım yapan insanlar hâlâ şunu soruyor: “Bu sistemde benim yerim var mı?”