Çerkes gelinin tavuğu: Sofrada tarih, tavada gerilim
Nasıl ki İtalyan ve Çin mutfağı dünyaya göç eden şefler sayesinde yayıldıysa bizde de farklı kültürlerin yemekleri gelinler sayesinde farklı yerlere taşınır, yayılır. Yani bir gelin, yeni evine giderken kendi yemeklerini, tarif defterini de yanında götürür. Naguib Mahfouz’un ‘Kahire Üçlemesi’nin ilk kitabı ‘Bayn al-Qasrayn’de (İki Saray Arasında) bu tür bir hikâyeyi anlatır; Çerkes gelin Zeynep ve tavuğu...
Bir mutfağın kimliğini belirleyen en temel şeyler; toprak, coğrafya ve o coğrafyanın sunduğu ürünlerdir. Ama bu kimliğin başka yerlere taşınmasında, yani mutfağın yayılmasında esas itici güç genellikle göçtür. İtalyan ya da Çin mutfağının dünyaya yayılmasında şeflerin göç hikâyeleri nasıl etkiliyse bizde de mutfağı yayan en büyük kahramanlar aslında gelinlerdir!
Bir yörenin gelini, sadece çeyizini değil, tarif defterini de yanında getirir. Gittiği evin mutfağını öğrenirken kendi mutfağını da yerel ürünlerle yeniden yorumlar. Böylece yemek sadece karın doyurmaz; kültür taşır, hikâye anlatır, bazen de evde küçük çaplı diplomatik krizlere yol açar.
Naguib Mahfouz’un ‘Kahire Üçlemesi’nin ilk kitabı ‘Bayn al-Qasrayn’de (İki Saray Arasında), bu
kültürel çarpışmanın en lezzetli örneğine rastlarız. Mısırlı bir ailenin hayatı, yeni gelin Zeynep’in sofraya getirdiği bir tabakla değişir: Çerkestavuğu!