Çünkü gerçek bir marka insanların hafızasında😋
BİR şehirde kaç hatıra noktası var, hiç düşündünüz mü?
Her şehrin kendine ait bir hafızası vardır.
Ama bazı şehirler, bu hafızayı duvarlarına işler; sandalyelerine sinmiş sohbetlere, tabaklarına düşen bir lokmaya…
Bazı şehirler ise sürekli sil baştan yaşar.
Hafıza yok olur, yerine ‘yeni konseptler’ gelir.
Gastronomi turizmi sadece yemekle ilgili değildir.
Bugün dünyada insanlar sadece yemek için seyahat etmiyor.
Bir hikâyenin peşine düşüyorlar.
Bir annenin tarifini üçüncü kuşak torunun elinden tatmak için, bir fırının 100 yıllık odun ateşiyle pişirdiği ekmeği tatmak için seyahat ediyorlar.
Madrid’deki Botin gibi…
Paris’teki Bouillon Chartier gibi…
Roma’daki Roscioli gibi…
Hepsi birer gastronomi mabedi artık.
Peki ya bizde?
Türkiye’de müthiş mutfaklar, tarifler, ürünler var.
Ama bu eşsiz mirasın peşinden gitmek yerine zincirleşmeye çalışıyoruz.
“Yatırımcı ne der?”, “Instagram’da nasıl görünür?” diye düşünüyoruz.
İyi bir tarhana çorbası bile tabaktan çok sunum tahtasıyla tartışılıyor artık.
Marka olmak sabırla yaşlanmayı da bilmektir
Bugün global gastronomi markaları 50 yılı devirmiş, 100 yılı aşmış yapılar.
Ve hepsi zamana karşı direnmeyi, yenilenirken ruhunu korumayı başarmış.
Bir Michelin yıldızı kadar kıymetlidir bir müşterinin, “Ben burada büyüdüm” demesi.
Ya da “Babam beni ilk kez buraya getirmişti” diyebilmesi.
Çünkü gerçek marka tabelada değil, insanların hafızasındadır.🤭