15 yeni konak
Dragos’tan otelin misafirlerine tahsis ettiği tekneyle geçtiğim otel, denizden yaklaşırken Fransız rivierasını anımsatan bir resim çizdi...
Sahilde sıralanmış palmiye ağaçları, kendinden tenteli çizgili desende şezlonglar, tertemiz bir kıyı şeridi ve tekneden inmenizi bekleyen beyazlar içinde bir karşılama ekibi...
İstanbul’dan sadece 7 dakikalık bir tekne yolculuğuyla gelinen ortam adeta bir resort tadında.
İstanbul’un Büyükada’dan manzarası şehrin modern mimarisini gözler önüne sererken, tüm o kaostan uzak olduğunuzu hissetmek ama gerektiğinde hızlıca geri dönebileceğinizi de bilmek açıkçası şımartıcı ve keyif verici.
İstanbul arada kavga ettiğimiz ama hiç ayrılmadığımız, küs kaldığımızda kavuşmayı dört gözle beklediğimiz bir sevgili gibi adeta. İşte tüm bu duygularla Princes’ Palace Resort’un iskelesine adım attım.
Akdağ Ailesi otel arazisini 2007’de almış. Projeyi adeta bebeği gibi büyüten Bahri Akdağ, yıllar süren izinler ve renovasyonlarla bugün 70 odalı bir otel, 15 yeni konak ve yanmış tarihi bir köşkü yeniden inşa ederek bu butik tesisi İstanbul’a kazandırmış.