BİLEREK GİDERSENİZ DAHA ÇOK KEYİF ALIRSINIZ
Peki opera nasıl izlenmelidir? Akgün, “Eserin anlattığı olayı, hikâyesini bilerek giderseniz çok daha fazla keyif alırsınız” diyor. En çok talep gören eserler hangileri? Yanıtı: “İzleyiciler, internette rastladıkları eserleri canlı izlemek istiyor; Romeo ve Juliet, Fındıkkıran Balesi, La Bohème, La Traviata Operası, Aida, Turandot... Carmen ve Carmina Burana da hemen doluyor. İnsanlar melodram veya aşkı görebildikleri eserleri seviyorlar. Bunlarla beraber Gılgamış gibi akademinin önemli eserlerini de repartuara koyuyoruz.”
BELGİN DORUK, TÜRKAN ŞORAY FİLMLERİ GİBİ...
Operanın geçmişi 1600’lü yıllara dayanıyor... Çağdışı kalmamayı nasıl başarıyor? Akgün: “Opera zamansızdır ve o yüzden yüzlerce yıl yaşar ve yaşayacak! Opera dekorla, kostümle, teatral yetenekle, orkestrayla bir ifade etme sanatıdır. İzleyene hayal kurdurtur, daha üretken bir beynin kapısını açar. La Traviata’yı düşünün; bir Belgin Doruk-Türkan Şoray filmi gibi... Hikâyeler aynı çünkü insanlığın dertleri hep aynı; sevgi, özlem, kıskançlık, taht kavgaları... Operanın görsel güzelliğini ekrandan alamazsınız. Salonda canlı hissetmeniz lazım.”
İSİMLER DEĞİL KURUMLAR İKONLAŞIYOR
“Dünya artık isimleri ikonlaştırmıyor. Kolektif ve kurumsal başarı öne çıkıyor. Devlet Opera ve Balesi, Cumhuriyet’in sosyal devlet ilkesini de yerine getiren Türkiye’nin en gurur duymamız gereken kurumlarından. Sanat geleneklerin, güncel politikanın, toplumun güncel isteklerinin dışında özgür bir alandır. Günceli sanatın içine koyarsanız kalitesini düşürürsünüz çünkü sanat toplum üstüdür, zamansızdır...”
BERABER OLMA DUYGUSU
“Bir opera sanatçısının en önce öğrenmesi gereken şey bütünün parçası olduğunu kabullenmektir. Sen bütün değilsin, bütün olan bir şeyin parçasısın. Renksin. Toplum olarak da beraber yaşayabilme, karşıdakini anlayabilme ve toplumun bir parçası olabilme kültürünü öğrenmeliyiz. Yaşam da böyle...Yaşamın kendisi olabilir miyim? Hayır; yaşama eşlik ediyorum.”