VEDA İÇİN DOĞRU ZAMAN
Tom Cruise ve “M:I” serisi için dönüm noktası dördüncü filmde Brad Bird, ardından da Christopher McQuarrie’nin yönetmen koltuğuna oturması oldu. Bird de, serideki dört filmin yönetmeni McQ da animasyon kökenli ve seriye o zamana kadar aksiyon filmlerinde eşi benzerine rastlanmamış bir rahatlık getirdiler.
Filmler kendilerini ciddiye almamaya başladı ve her biri tam ihtiyacımız olan bir kaçış imkanı sağladı. Tom Cruise da kendisini sinemayı kurtarmaya adadığından beri, her filmin sonunda bir şekilde dünyayı kurtaran Ethan Hunt karakteri gibi, beklediğimizi bize verdi.
“Final Reckoning” serinin en iyi filmi değil, ama sinema tarihi açısından bir parantezin kapanışı. Biri serinin daha önceki bir bölümü için “Seks gibi,” demişti, bu sefer de seks gibi ama bir performans sorunu var. 62 yaşında, demiştim.
“Final Reckoning” tam bitmesi gerektiği yerde seriye veda ediyor. Biraz uzasa, bir film daha yapılsa son 30 yılın mirası berbat edilecekmiş sanki. Seri bir önceki filmde kendisini yine fazla ciddiye almaya başlamıştı zira; finalle bu kendi kendini önemseme hissi iyice doruğa çıkıyor.🤗
Diyaloglar, olay örgüsü, “imkansızlıklar” hiç olmadığı kadar abartılı. Zaten buna hazırlıklıyız, hatta biraz da istiyoruz. Ama senaryo bazen kendi kendisini tekrar ediyor. İzleyiciyi cevapsız bırakan bir Christopher Nolan filminin aksine filmin kendi gerçekliği içindeki her türlü teknik ayrıntı teker teker bizlere açıklanıyor. Hiçbir kuşkuya, meraka yer yok.
Sonra tam bir yerde film adeta duruveriyor. 20 dakikalık sessiz bir denizaltı sahnesi bu. Çıt çıkmıyor. Tom Cruise geçenlerde televizyonda bu bölümün sessiz film dönemine referans verdiğini söylüyor; sinema tarihinin ta başlangıcına gidiyor. Bir resital gibi. Tünelden çıkacağını bildiğimiz halde yüreğimiz ağzımıza geliyor. Sinemanın büyüsü bu, bu işi en iyi bilen de Tom Cruise.