Fotoğraf: https://www.facebook.com/KafkasVakfii/
KADIN-ÇOCUK DEMEDEN RUSYA’YA TESLİM ETTİLER
Peki, Rusya neden istiyordu? Kızıl Ordu’nun 1941’de savaşın ilk safhasında verdiği milyonlarca esirin önemli bir kısmının geri dönmek istemeyeceğini biliyordu. Muhtemelen bundan çekiniliyordu. Oysa çekinilecek bir kitle değildi. Bir kısmı, bilinen askerî esir kamplarına benzemeyen, Almanların konsantrasyon kamplarındaki feci hayat koşulları sebebiyle Alman tarafına iltihak etmiş ve böylece canlarını kurtarmışlardı. Öte yandan, açılan sınırlardan Ukrayna’yı, Batı Rusya’yı ve Baltık bölgelerini terk eden sivil halk da Almanya ve Avusturya sınırlarında yığılmıştı.
Stalin’in evhamları dışında başka gerekçeler de vardı. Almanların işgal ettikleri bütün ülkelerden topladıkları “Östlicher/Sklaven” (Doğulu köleler) buralarda tutunmaya çalışıyordu. Çoğunun yakınları ve akrabaları, toplandıkları ve sürüldükleri ülkelerde kalmışlardı. Sovyet Rusya’nın onlara bakışı ise bir mazlum kurban gibi değil; Batı’da kalmayı seçmiş veya ilerde kendisine ilhak edilebilecek potansiyel düşmanlar olarak görülmeleriydi.
Churchill ve Roosevelt’te ise gevşek bir ahlâk mı, yoksa yıkıcı bir savaşın getirdiği yorgunluk mu etkili oldu bilinmez; sabık askerler kadar kalabalık olan sivil halkı da -kadın, yaşlı, çocuk demeden- Rusya’ya teslim etmeye razı oldular.
Karintiya ve Irschen İngiliz işgal bölgesindeydi. İngilizler, iade anlaşmasını uyguladılar (28 Mayıs - 1 Haziran 1945 arasında). Elbette, Almanlarla işbirliği yaptığı iddia edilen kaçak askerlerin çoğu dağlardan, tünellerden başka köşelere kaçıp kurtuldular. Kıpırdayamayanlar ise çaresiz sivil mültecilerdendi. Birbirinden ayrı düşenler 1956’da Nikita Kruşçev ve Leonid Brejnev devrinin af kararnameleri ile anayurtlarına dönebildiler.