2- MİMAR OLMAK İSTEDİM ÇÜNKÜ...
Liseden itibaren hayali belediye başkanlığı. Zeyrek, “Babam 1980 döneminde çok sevdiği dostlarını kaybettiğinden siyasete girmeme karşıydı. Siyasetin yanlış ellerdeyken ortaya çıkan zararlarını yaşadığından benim bunları yaşamamı istemiyordu” diye devam ediyor: “Ancak benim aklımda hep vardı. Bir şehri yönetebilmek için de mimar olmak gerektiğini düşünüyordum. Şehrin gelişmesi için yönetimi ehil ve meslek sahibi kişiler tarafından yapılması gerekiyordu. Mimarlık çok özgün bir meslek dalı. Kendimi özgür hissettiğim bir yer. Manisa’nın da hep mimar belediye başkanları olmuş. O yüzden de cazip geldi.”BERBERDEN ÇIKARILAN ÜÇ DERS
Zeyrek, babasının berber dükkânında öğrendiklerinin siyasette çok işe yaradığını söyleyerek bizle üç ders paylaşıyor: “Babamın dükkânına girişim 15 dakika sürerdi. Adım atardım, ‘Çık dışarı, dükkâna böyle girilmez, sağ ayakla girilir’ derdi. Girerdim, ‘Dükkâna selam verilerek girilir’ derdi. En son da ‘Yüksek sesle konuş’ diye uyarırdı. Esnaflığın abecesini daha yedi yaşımdan itibaren bana aşılamış. Hem 21 yıllık ticaret hayatımda hem siyasette bunun faydasını çok gördüm. Esnaf insan karşıdakinin derdini dinleyen, anlayan, çözüm üreten olur. Öğrenciliğim boyunca hep çalıştım; restoranda tezgâhta durdum, anketörlük yaptım. Rahmetli babama ‘Arkadaşlarım gezerken ben çalışıyorum’ diye kızardım ama şimdi ‘İyi ki çalıştırmış’ diyorum.”