“Miras” ın yalnızca işitsel bir deneyim değil, aynı zamanda, hem ekolojik hem de kültürel mirasımıza sahip çıkma çağrısı olduğunu belirten Yaz Güvendi; doğayı koruma çabalarına sanat aracılığıyla yaratıcı ve kolektif bir katkı sunan bu albümün, “Kuş Kolektifi” diye yeni bir oluşumu hayata geçirdiğini söylüyor. Kuş Kolektifi ile, doğayı ve biyolojik çeşitliliği sanat yoluyla görünür kılmayı; kuşların sesini daha geniş kitlelere ulaştırmayı hedeflediklerini ifade ediyor. “Bu sesler etrafında bir farkındalık ve dayanışma ağı örmek için kuş gözlemcileri ile sanatçıları bir araya getiriyoruz.” diyor.
Proje kapsamında kuş araştırmacısı olarak görev alan Biyolog ve Kuş Gözlemcisi Kerem Ali Boyla da; bu Albüm’ün, yok oluş sürecinde çok önemli bir anlamı olduğunu dile getiriyor. Boyla, bugün dünya üzerinde 11 binden fazla kuş türü bulunduğunu ve bunların yaklaşık %12’sinin küresel ölçekte tehdit altında olduğunu belirtiyor. Eskiden binlerce bireyden oluşan sürülerle gökyüzünü dolduran bazı türlerin, artık yalnızca birkaç birey olarak gözlenebildiğini söylüyor.
Kuş Gözlemcisi Kerem Ali Boyla, “Türkiye’nin beş farklı biyomunda kaydedilen bu seslerin, yalnızca belgelenmesi değil, hafızamızda da yer etmesi gerekiyor.” diyor. Sayın Boyla’ nın da ifade etmiş olduğu gibi; doğal çevrenin akustik hafızasını korumak, yok oluş sürecine tanıklık ettiğimiz bu çağda hayati bir anlam taşıyor. Bu proje; hem biyolojik hem de kültürel çeşitliliği ses aracılığıyla kayıt altına alarak, önemli bir boşluğu dolduruyor.
“Miras” Albümü, kuş gözlemcileri, ses mühendisleri ve müzisyenlerin kolektif emeğiyle hayata geçirilmiş bulunuyor. Projede, çalgı yapımcılarının ve müzik araştırmacılarının çabalarıyla; günümüze kadar ulaşabilmiş, kimi zaman unutulma tehlikesiyle karşı karşıya kalmış geleneksel çalgılardan bir seçki hazırladıklarını ifade eden Müzik Araştırmacısı Murat Küçükarslan süreci, “Bu enstrümanları, onları en yalın ve geleneksel biçimde icra eden müzisyenlerle buluşturmaya özen gösterdik. Çeng, kopuz, rebab, kam davulu ve ruzba gibi köklü çalgılarla kuş seslerini yan yana getirerek; her biri ayrı bir kültürel hafızayı taşıyan besteler ortaya çıkardık.” sözleriyle anlatıyor.
Albüm’ ün “Yelkovanın Yolu” adlı parçasının bestecisi Akın Orbay ise kendi sürecini şöyle anlatıyor: “Parçamda, yavrusunu beslemek için binlerce kilometre yol kat eden Yelkovan kuşunun göç yolculuğunu müzikle anlatmaya çalıştım. Bir Yelkovan’ ın Ege açıklarındaki kayalık yuvasından havalanıp İstanbul üzerinden geçerek Romanya kıyılarına uzanan, orada beslenip aynı rotayı geri dönerek yavrusunu doyurduğu bir akışı sahne sahne besteye yansıtmaya çalıştım. Sadece deniz üstünde yaşayan bir kuşun geçtiği yerlerde ne hissedebileceğini, hangi kuşlarla karşılaşabileceğini de düşünerek bir anlatı kurdum. Çalışma sürecinde geleneksel çalgılarla tanışma fırsatım oldu. Umarım bu proje, hem bu kuşları hem de bu çalgıları toplumsal hafızadan günümüz kültürel bilincine taşıyabilir.”
Albüm’ de yer alan nesli tehlike altındaki kuşlar:
Patika: Paçalı Baykuş, İspinoz, Kara Ağaçkakan, Guguk, Üveyik, Alaca Sinekkapan, Balık Baykuşu
Urkekliğin Yankısı: Urkeklik, Taşkızılı, Kınalı Keklik, Gökardıç, Kaya Sıvacısı, Kırmızı Gagalı Dağ Kargası
Bozkırın Kanatları: Angıt, Leylek, Bıldırcın, Toy, Tarlakuşu
Elmabaşın Rüyası: Elmabaş Patka, Dikkuyruk, Kızılbacak, Büyük Kamışçın, Yaz Ördeği, Tepeli Pelikan, Turna, Kervançulluğu, Küçük Balaban
Yelkovanın Yolu: Yelkovan, Boz Yelkovan, Tepeli Karabatak, Ada Martısı, Sumru
Albüm’ de yer alan kaybolmaya yüz tutmuş çalgılar:
Çeng
Kam Davulu
Kopuz
Rebab
Ruzba
Ben de, Albüm’ de yer alan son parça “Yelkovanın Yolu” nun bestecisi Sayın Akın Orbay gibi; bu Proje’ nin, hem bu kuşları hem de bu çalgıları toplumsal hafızadan günümüz kültürel bilincine taşıyabilmesini umut ediyorum.