Parisli karaborsa kraliçesi
Allianz Arena önünde ellerinde “I need tickets” yazılı kâğıtlar tutan bir sürü kişi vardı. Ama kâğıtta yazdığı gibi bilete ihtiyaçları yoktu. Onlar karaborsacıydı.
Yanlarına yaklaşıp biraz sohbet ettiğimde, hemen sana ellerindeki biletleri satmaya çalışıyorlardı.
O biletler de 4 bin Euro’dan başlıyordu.
Eğer biraz farklı yerden ve belki daha ucuza bilet istersen seni patronlarına, pardon patroniçelerine yönlendiriyorlardı.
Meğer Fransız bir kadın, bölgenin tüm karaborsa piyasasını elinde tutuyormuş.
Hatta kadının yanına gideceksek şöyle bir uyarıda da bulundular: “Lütfen kibar ve düşük tonla konuşun.”
Vay...
Anladık ki sert bir abla. Ve senin tavrını beğenmezse ne kadar para teklif edersen et alamıyorsun o son dakika biletini.
Belki de canını yakıyorlar kuytu bir köşede. Bilemem.
Bilmek de istemem.
Onlarca karaborsacı vardı kapıda. Patronları da bir adım ötede onları izliyor, kapı kapı dolaşıp elemanlarını kontrol ediyordu.
Maç başlamadan ellerindeki tüm biletleri sattılar.
4 bin Euro’dan başlayan biletlerin getirdiği yasa dışı paraya bakın siz!
Yüz binlerce Euro kazanıp patroniçelerini mutlu ettiler.