50 yılda 4 bin konser... New York ya da Tunceli fark etmez önemli olan kendime verdiğim konser
Henüz 5 yaşında oturduğu piyanonun başından 50 yıldır neredeyse hiç kalkmadı Fazıl Say. Müzik yeteneği ve tutkusu sayesinde dünyaca tanınan bir piyanist ve besteci oldu. 4 bine yakın konser verdi. Dünyanın dört bir yanındaki en önemli salonlarda sahneye çıksa da bir ayağı hep doğduğu topraklarda oldu. “New York Carnegie Hall ya da Tunceli fark etmez önemli olan benim kendime verdiğim konser ve kurduğum kültür köprüsüdür” diyor. ‘Piyano Başında 50 Yıl’ adını verdiği ve kendi bestelerini seslendirdiği özel bir programla yine Anadolu’nun yollarına düştü.
GEÇEN hafta Antalya Akra Caz Festivali’nin kapanışını iki özel konserle yaptı Fazıl Say. Dünyaca ünlü piyanist ve bestecinin caz aranjmanlarından oluşan konserlerde kendisine usta davulcu Ferit Odman eşlik etti. Bu konserleri özel kılan Fazıl Say’ın sanat hayatının 50’inci yılını kutladığı özel bir program olmasıydı.
Bugün onu klasik müzik alanında dünya çapında bir piyanist ve besteci yapacak yolun ilk adımını 5 Ocak 1975’te, üstün yetenekli çocukların keşfedilmesi yolunda öncülük etmiş besteci ve eğitmen Mithat Fenmen’den ders almaya başlayarak attı. Henüz 5 yaşındaydı. Bu tarihi kariyerinin başlangıcı olarak kabul eden Fazıl Say, ‘Piyano Başında 50 Yıl’ adını verdiği ve kendi bestelerini Anadolu’nun dört bir yanında seslendirdiği büyük bir turneye başladı. Turnenin ilk konserini de 5 Ocak’ta İzmir’de verdi. Ardından İzmir, Uşak ve Eskişehir’de müzikseverlerle buluştu. Yarım asırdır piyano ile adeta bütünleşmiş, hayatını müziğe adamakla kalmamış bunu bir görev olarak kabul ederek Türkiye ile dünya arasında kültür köprüsü olmuş bir misyoner o. 2002 yılında Sivas’ta Aşık Veysel’in mezarı başında verdiği mini anma konserinde bizzat tanıdığım ve sonrasında yurtiçinde ve dışında pek çok konserinde bulunduğum Fazıl Say’la çeyrek asra dayanan dostluğumuza dayanan samimi bir konuşma yaptık. İşte ‘piyano başında geçen 50 yılın’ hikâyesi:
* İlklerden başlayalım, ders almaya başladıktan sonra ilk hangi besteyi yaptın?
- Sekiz yaşında TRT’de çaldığım, kendi çapımda yaptığım bestelerim var. ‘Piyano Bana Ne Dedi’, ‘Kemençe’ gibi çocukluk besteleri. Benim ilk ciddi eserim ‘Nasrettin Hoca’nın Dansları’ydı. 20 yaşında yaptım o besteyi ve ona ‘Opus 1’ dedim, çünkü o beni ve müziğimi temsil eder diye düşünüyordum, ki öyle oldu.
* Konser verecek düzeyde çalmaya başladığın besteciler kimlerdi?
- Yedi-sekiz yaşında Mozart, Bach çalıyordum. Özellikle ikisini de konserlerimde çalmaya halen devam ediyorum.🤨