* Müzisyen olmak kader çizgin gibi ama sonrasında bir kariyer planına dönüştü mü?
- İlk okuduğum kitaplar hep büyük bestecilerin, Mozart’ın, Beethoven’ın hayatlarını anlatan kitaplardı açıkçası. Müzisyen olacağım çok belliydi ve hiç bir tereddüt de yoktu bu konuda ama çok da planlanmış diyemeyiz. 15 yaşındayken bugün olduğum noktayı kestirebilir miydim? Hayır kestiremezdim. İnsan hep önündeki merdiveni görüyor. Onu aştıktan sonra bir sonrakini görmeye başlıyor. Hiçbirimiz en baştan on beşinci merdiveni göremeyiz. Dolayısıyla geleceği tahmin edemeyiz. Uzun bir yolculuk tabii ki.
BÜNYEM TURNE İNSANI OLMAYA ÇOK ALIŞKIN
Çok yoğun bir turne programın var. Takip etmekte zorlanıyor insan. Nasıl kaldırabiliyorsun bu tempoyu?
- Son 35 yılımı düşünürsek yılda 100’ün üzerinde konser verdim. Bu da hayatım boyunca 4 bine yakın konser verdiğim anlamına geliyor. Farklı ülkeler, farklı kıtalar, Japonya, Kore Çin, Amerika, Avrupa.. Benim bünyem, fiziğim çok alışkın turne insanı olmaya. Bunun güzel tarafı sahnede kendimizi ifade ettiğimiz müziğimizle olmamız ve bunu özgürce yapmamız. Kötü tarafı, uçaklar, oteller, bunların yorgunluğu. Kahırlı yolculuklardır, bin bir türlü şey gelir insanın başına. Ama uğrunda yaşadığınız şey müzikse, sanatsa, 21. yüzyılın kültürel hayatını temsil etmek ve bir yandan da var etmek ise bunları düşünmüyorsunuz. Türkiye’den dünyaya, dünyadan Türkiye’ye bir köprü kurma işlevim var benim. Felsefi ve teknik olarak bunu yapabilmek için yorulmamaya, maksimum tempoda ilerlemeye çalışıyorum.🤨