İLHAM KAYNAĞIM TÜRK KÜLTÜRÜ
Edebiyattan çok besleniyorsun. Beste yaparken, diğer ilham kaynakların neler?
Edebiyat müzik ilişkisine çok önem eriyorum. Olaylar ve mekânlar da etkilemiş olabiliyor. Mesela ‘İstanbul Senfonisi’, ‘Cumhuriyet’in 100. Yıl Senfonisi’ var. Bir antik kent ‘Kehanetler Tapınağı Klaros’ bestesi olabiliyor. Aşık Veysel, Nâzım Hikmet, Atatürk ilham veriyor. Bu anlamda Türk kültürü benim beslendiğim en önemli kaynaklardan biri. Ve onu dünyaya taşımaktaki köprü görevimi iyi başardığımı düşünüyorum. ‘Mozart ve Mevlana Oratoryosu‘ geçen yıl prömiyer yaptı. Son çalınan yeni bestelerimden ‘Dünya Anne’ Piyano Konçartosu geçen haftalarda Osaka’da ilk kez seslendirildi. Onu şimdi bütün dünyada çalmaya devam ediyorum. Konusu da dünyanın ekolojik tehlike altında olması...
PANDEMİDE 25 BÜYÜK BESTE VE 10 YILLIK BİR REPERTUAR HAZIRLADIM
Pandemi bir fırsat oldu o zaman senin için, üretimini nasıl etkiledi?
- Ne yapayım, evde oturup dizi mi seyredeyim? Pandemide sabahın ilk ışıklarından akşamın körüne kadar çalışmakla geçti zamanım. Türkiye’de henüz çalınmamış 30 - 40 eserim oluştu benim son yıllarda. Özellikle pandemiden yani 2020’den beri. O iki yıllık boş zamanda çok fazla yeni repertuar öğrendim, çok fazla yeni beste yaptım. Büyük kapsamlı 25 eser besteledim. Onlar şimdi dünyanın her tarafında çalınmaya başlandı. O dönemde öğrendiğim Bach, Schubert, Ravel’i şu anda konserlerimde çalıyorum. On saatlik yepyeni bir repertuar yarattım. Pandemide önümüzdeki on yılın çalışmasının tüm hazırlığını yapmıştım ben. Açık söyleyeyim bu da çok işime yaradı. On tane bir saatlik konser repertuarının olması demek, bir şehre on kere daha gidebilirsin demek. Elbette zaman kısıtlaması ve yetiştirme kaygısı olmadığı için iyi geldi bana.
DİNLEYİCİ ARASINDA ASLA AYIRT ETMEM
Dinleyicinin kim olduğu etkiler mi seni? Tunceli’deki dinleyici ile Fransa’daki dinleyicinin karşısına aynı duygularla mı çıkarsın?
- Hayır asla öyle bir ayrımım olmaz. En önemli olay benim kendime verdiğim konser. Kendimi ifade edişim önemli, eseri kendimden çıkarışım. Bu en önemli faktördür. New York Carnegie Hall’de, Tokyo’da, Berlin’de, Paris’te de olabilir. Anadolu’nun bir ücra köşesinde, Tunceli’de, Kaz Dağları’nda, filanca Japonya köyünde de olabir. Mekân bizi etkilememeli. Salondaki insanların enerjisi her zaman çok önemlidir. Her enerji farklıdır, çünkü her insan topluluğu farklıdır. Anadolu’daki bir köydeki seyirciden de çok iyi bir enerji alabilirsiniz, Paris’teki yüksek entelektüel sevideki seyirciden de. Farklı farklıdır ama bu farktır zaten güzel olan.🤫