ŞİMDİ BAYRAMDA EL ÖPME YOK WHATSAPP’TAN EMOJİ YOLLUYORLAR
- Şimdiki bayramlar nasıl geçiyor?
- Bayramın farkında bile olmuyorsun ki... Çünkü herkes seyahatte oluyor. Bizim evde bayram sabahları Metinciğim muhakkak tıraşını olur, şık giyinirdi. Beni de şık giyimli, makyajlı isterdi. Çocuklara el öptürürdü. Herkese, bana dahi bayram harçlığı verirdi.Biz küçükken mendilin arasında verilirdi harçlıklar. Mendil biriktirirdik. Bunlar hep bayram neşesi olarak kaldı.Şimdi öyle neşeler yok. Büyüklerin evine gidip el öpme derdi kalmadı. WhatsApp’tan mesaj çekiyorlar şimdi. Hatta emoji yolluyorlar! Ben ona çok kızıyorum.Çocuklarıma da, torunlarıma da söylüyorum; “Sakın ha bana WhatsApp’tan yazmayın. En azından telefon etmenize de razıyım” diyorum.
- Kaç torununuz var?
- Beş torunum var Murat’la Selim’den. En büyükleri 14 yaşında. Torunlara da devamlı şunu aşılamaya çalışıyorum; “Bayram önemlidir. Büyüklerinizin kıymetini bilin, hatırını sorun.” Şimdiki çocuklar o kadar materyalist oldu ki, eline bakıyorlar bayramda kaç lira vereceksin diye.
ANTHONY HOPKINS YAŞIMA UYGUN, ONUNLA OYNAMAK MÜTHİŞ OLUR
- “Şu isimle bir filmde oynasaydım” dediğiniz biri var mı dünya sinemasından?
- Şimdi bu yaşımda Anthony Hopkins’le oynamak istiyorum. (Gülüyor) Kolej yıllarımda Rock Hudson, Richard Chamberlain falan vardı çok beğendiğimiz. Onlarla oynamayı çok isterdim. Sonra George Clooney’ler, Brad Pitt’ler falan girdi devreye. Ama Anthony Hopkins yaşıma da uygun, yani müthiş olur.
GENÇ NEVRA’YA “HAYATI DAHA CESUR YAŞA” DERDİM
◊ Hayatınızın nasıl bir dönemindesiniz? Sık sık hayat muhasebesi yapar mısınız?
- Artık bu yaştan sonra yapmıyorum.
- Neden?
- Metin’den sonra yapmıyorum artık. Niye yapayım ki? Hayatı akışına bırakıyorum. O akışın içinde güzel şeyler oluyor, mutlu oluyorum. Kötü, can sıkıcı şeyler olunca da “Bu da bir imtihan” diye düşünmeye çalışıyorum.Çocuklarım, torunlarım, gelinlerim var, ailem etrafımda. Ve mesleğim var. Seyirci karşısına çıkıp onlardan alkış alınca, ne kadar şanslıyım ki bu yaşımda hâlâ sahnedeyim ve alkışlanabiliyorum diye düşünüyorum.Allah’tan bizim mesleğimizde emeklilik yok. Allah’a bin şükür şimdi de kendi yaşımdaki iki kadını oynuyorum “Veda”da ve “Ağaçlar Ayakta Ölür”de. Ve de ayaktayım. Sahneye çıkabiliyorum. Kafam çalışıyor. Buna şükretmek lazım. Her dakika şükrediyorum.
◊ Hayatının başındaki genç kız Nevra’ya bir şeyler söyleme şansınız olsa, ona neler söylemek isterdiniz?
- “Nevra, daha cesur yaşa hayatını” derdim...
- Cesurdan kastınız mı?
- Şöyle; birçok teklif almıştım. Yeşilçam için, şarkıcılık için, gazino için, fotoğraf mankenliği için... Hep çekindim, korktum, bazı şeyleri öteledim. Çok cesur davranmadım. Risk almadım hiç. Genç Nevra’ya daha çok risk almasını söylerdim. Gazinodan çok teklif geldi, çok büyük paralar kazanabilirdim. “Ay yapamam, olmaz” dedim, kabul etmedim. İlk Yeşilçam teklifi tiyatrodan bile evvel geldi, “Ay Yeşilçam çok zor” dedim. Biraz korkak, risk almayan bir tipim. Halbuki atak olmak gerekir gençlikte. Bu yaştan sonra risk alsam ne olacak? Genç yaşta alınır risk.
“SİHİRLİ ANNEM”İ İLK TEKLİF ETTİKLERİNDE İSTEMEDİM
- Dormen Tiyatrosu, Devekuşu Kabare, Hisseli Harikalar Kumpanyası, Ankara Sanat, Tiyatro İstanbul Topluluğu gibi birçok önemli tiyatro ekolünde yer aldınız. Aralarından sizin için daha özel olan hangisi?
- Ankara Sanat tabii ki. “Durdurun Dünyayı İnecek Var”, Genco Erkal’la birlikte oynadığım, beni tanıtan, “Bir yıldız doğuyor” dedirten bir oyun. Hisseli Harikalar da beni çok meşhur etti. Devekuşu’nun skeçlerini hâlâ oynarlar. Hepsinin özel bir yeri var. Ve hepsi şans oldu benim için. Yani Zeki Alasya ve Metin Akpınar’la Devekuşu Kabare’yi yapacağım aklımın köşesinden bile geçmezdi. Onlardan ilk teklif geldiğinde, Metin’e (Serezli) sordum, “Yapabilir miyim?” diye. “Tabii ya, sen komedi oyuncususun, altından kalkarsın” dedi. Beni destekledi.
◊ Eskiden kasetleri satılırdı onların, bütün bir kuşak hepsini ezberledik biz...
- Hâlâ sokakta arkamdan replikleri söyleyenler var. (Gülüyor)
- Televizyona da çok iş yaptınız. Şimdi “Sihirli Annem” filmiyle tekrar gündemdesiniz.
- Gerçekten heyecanlı hissediyorum. Kaç sene önce başlamış bir iş.
◊ Dizi için ilk teklif geldiğinde olumsuz bakmışsınız galiba...
- Tekst olarak değil, fikir olarak geldi bana ilk. “Çok çocuksu bir iş. Benlik değil” dedim. Bir şekilde beni ikna ettiler. “Ne olacak canım, başlayayım, uzun sürmez zaten” dedim kendi kendime. Beş sezon sürdü! Çok güzel günler geçirdik. Nefis bir dönemdi. Sonrasında herkesin aklına geldi “Sihirli Annem”i yeniden yapmak ama kimse el atmadı. 4-5 sene önce de birileri yine düşündü. Hatta provalara girdik. Sonra sponsorlarla aksilik oldu, proje yattı. Ve hevesimiz kursağımızda kaldı. Bak kaç sene sonra hayata geçti yeniden. Mustafa Kotan rejisörümüz, dizide de çalışmıştı, onun mu aklına geldi, Polat Yağcı’nın mı tam bilmiyorum. Ama kimden çıktıysa helal olsun.
- Belki de doğru zaman geldi...
- Belki de... Sinema şu an durağan bir dönemde. Çocuklara yönelik işler daha çok tutabilir şimdi. İnşallah sinemaya da faydası olur.
DEFNE’Yİ ÇOK ÖZLÜYORUM
- Defne Joy Foster, “Sihirli Annem”in unutulmaz oyuncularındandı. Çok genç yaşta kaybettik. Özlüyor musunuz onu?
- Çok özlüyorum. Film çekiminde de onun adının geçmediği bir sohbetimiz olmadı. “Ay gelirdi şimdi, kahkaha atardı, dans ederdi.” Dans ede ede girerdi sete. Resmen setin neşesiydi. O geldiği zaman makyaj odası hareketlenirdi. Nasıl unutulur?😋