Tuzdan arındırmanın inceliklerini, liflerine zarar vermeden didiklemeyi, ardından farklı tekniklerle nasıl pişirileceğini gördüler. İllaki bacalhau’yu Türkiye’ye taşımak zorunda değiller. Ama artık Karadeniz’in mezgitini, Ege’nin sinaritini ya da Marmara’nın levreğini benzer bir anlayışla ele alabilirler. Yepyeni bir lezzet profili yaratmak üzerine düşünebilirler. Geleneksel Türk mutfağında çok az karşılığı olan bu tekniklerle yerel malzemenin potansiyelini yeniden yorumlayabilirler. İşte tam bu noktada, yurtdışında edinilen bilgi sadece bir tarif değil, bir bakış açısı haline gelir.😐