TÜRKİYE OBEZİTEDE AVRUPA BİRİNCİSİ
Maalesef bu, birinci olmak isteyeceğimiz bir sıralama değil. Obezite ile hayat kalitemiz düşmekte ve ömrümüz kısalmaktadır. İş gücü kaybı ve sağlık harcamaları derken, ülke ekonomisine büyük bir darbe vurmaktadır. Normalde üretime katkısı ve dinamizmi ile övündüğümüz, diğer Avrupa ülkelerine oranla çok daha fazla olan genç nüfusumuzun avantajını da yitirmekteyiz çünkü obezite gençlerde de alarm vermektedir. Uzun dönemde ülkemize olan maliyeti, bugün konuştuğumuz en korkunç salgın hastalıklardan bile fazla olabilmektedir. Dolayısıyla bu istatistiği ciddiye alıp, acil eylem planları yapmalı, ülke olarak obeziteye savaş açmalıyız. Geleceğimizi obeziteye teslim edemeyiz. Eğitim programlarından, sağlık kampanyalarına kadar toplumun tamamına bu farkındalığı yaymak zorundayız. Ülkemizde hem Sağlık Bakanlığımız hem de obezite ve endokrinoloji meslek örgütleri çok değerli çalışmalar yapıyor. Türk Obezite Derneklerinin obezite tedavisine dair bu ay yayınladığı uzlaşı raporu ulusal çapta obezite tedavisini cesaretlendirecektir.
MÜCADELE ÇOCUK YAŞTA BAŞLAMALI
Çocukluk çağı obezitesi çok daha büyük bir problem, çünkü obezite ye maruziyet süresinin artması oluşacak hastalıkların sayı ve ciddiyetini de arttırıyor. Örneğin çocuklarda oluşan obeziteye bağlı şeker hastalığı 50’li yaşlarında şeker hastası olmuş birine oranla çok daha agresif seyrediyor, çok daha hızlı komplikasyonlara yol açıyor. Genelde büyüme hormonunun da etkisiyle komplikasyon hızı dörde beşe katlıyor. Obezite kronik ve enflamatuvar bir hastalık olduğu için bu çocuklarda gelecekte Multiple Skleroz (MS) gibi otoimmün hastalıkları da tetikliyor. Örneğin 123 bin kişilik İsveç çalışmasında, obezitesi olan çocukların ortalama 6 yıllık gibi kısa bir sürede bile Multiple Skleroz (MS) geliştirme riski normal kilolu çocuklara oranla iki katın üzerinde artıyor. Bu örnekler ve araştırmalar her geçen gün başka bir hastalığı kapsıyor ve obezitesi olan çocuklar için korkunç bir geleceğin habercisi oluyor. Bununla birlikte obezitenin tedavi edilebilir, çok daha önemlisi büyük oranda önlenebilir olduğunu bilmekteyiz. İşe çocuklarımızdan başlamalı ve onlara hayat boyu rehber olacak sağlıklı alışkanlıklar kazandırmalıyız. Hareketli yaşam ve spor, doğal ve dengeli beslenme kurallarını öğretmeliyiz. Dijital çağın sorunu ekran bağımlılığından korumalıyız.