Bu açıdan Harry, Lucy için tanım aralıklarına çok uygun bir seçenek: Paralı pullu, sert erkek profilinden uzak, partnerinin gönlünü her daim hoş tutabilecek bir portre ve onu istediği İzlanda gezisine götürmek için harekete bile geçiyor.Üstelik Lucy’nin daha pasaportu bile yok! Ama her şey çok güzel giderken birden genç kadın ve öykü hat değiştiriyor. Eski defterler yeniden gün yüzüne çıkıyor ve sahnede John beliriyor.
‘Tam Bana Göre’ romantik komedi görüntüsünün ardında sınıfsal bir dramayı da deniyor. Öte yandan Lucy’nin başarısız çöpçatanlık girişiminin ifadesi olan Sophie karakteri üzerinden kadın sorununa ve erkek şiddetine de parmak basılıyor. Hikâyenin arka planında genişçe yer bulan çöpçatanlık kurumu ve bu sistem içinde doğru seçenek için uğraşanlar vasıtasıyla Celine Song, iyi koşullara sahip ama sevgisizlik ve mutsuzluk içinde yüzenlerin panoramasını çiziyor. Filmin biri başta olmak üzere iki sahnede karşımıza gelen mağara devrinde, papatya çiçeğinden yapılmış yüzükle sağlanan mutluluk bütün bu yaşanan dertlerin, çabaların en net, en sarih ifadesi.