Yeni jenerasyonun motivasyon modeli🤨
Son zamanlarda bir kortun etrafını çevreleyen camlara biraz daha dikkatle bakar oldum. Çünkü o camlar sadece oyunun sınırları değil, aynı zamanda padelin ruhunu taşıyan strateji duvarları gibi geliyor bana…
Birkaç ay öncesine kadar uzaktan bakıyordum bu spora. Şimdi haftanın birkaç günü raketi elime alıyorum, o cam kortun içine giriyorum. İtiraf edeyim, bağımlılık yapıyor. Hele bir de oyunun içine girince, sadece fiziksel değil zihinsel olarak da tazelediğini fark ediyorsunuz.
Son dönemdeki bu padel merakım beni Urla’daki Göztepe Yelken Tesisleri’ne götürdü. Orange Padel’i kuran dört genç girişimcinin hikayesini dinledim.
Bugün size bu dört gençten bahsetmek istiyorum.
Bazı hikayeler vardır, üniversite kantininde başlar. Bazılarıysa kampüsün arka köşesinde gece yarısı edilen bir cümlede… “Ya, biz niye böyle bir şey yapmıyoruz?”
Burak Eroğlu, Efe Özbayrak, Erdem Yurdakul ve Doğa Kömürcüoğlu…
Sabancı Üniversitesi Endüstri Mühendisliği’nden mezun bu dört arkadaşın hikayesi tam da böyle başlamış.
Birlikte okudular, birlikte projelere girdiler, farklı şirketlerde çalıştılar, yollar ayrıldı, sonra yeniden birleştiler. Ortak bir tutkuda, padelde hem de…
Ve orada bir fikir doğdu.
“Bu oyun sadece sahada değil, hayatın her yerinde oynanmalı. Neden biz yapmayalım?”
Ortaklardan Alihan Özbayrak ve Yarkın Sakuçoğlu, Amerika’da eğitim alırken kurdukları Socio adlı etkinlik yönetim platformunu Cisco’ya sattılar.
Ve Forbes’un “30 Under 30” yani 30 yaş altı 30 kişi listesine girdiler.
Yani büyük düşünmeyi bilen, global pazarda oynamayı öğrenmiş isimler…
Şimdi enerjilerini padel gibi potansiyeli büyük ama Türkiye’de hala gelişmekte olan bir spora aktarıyorlar.
Bugün Avrupa’da padel, şirketlerin iç iletişimde kullandığı bir araç.
Orange Padel de Türkiye’de bu modeli uygulamaya başladı.
İlk etapta birçok büyük şirketle kurumsal turnuva görüşmeleri yapıldı bile.
“Ofiste kahve sohbeti yerine, kortta strateji geliştirme…”
Düşünün, bu artık yeni jenerasyonun motivasyon modeli.