2) BÜTÜN ÜLKE DAYANIŞMA İÇİNDEYDİ
Kalaycıoğlu, “Çocukluğumuzda aşırı isteklerde bulunmazdık, bulanamazdık. Bir şeyi talep edebilmek için o şeyi bilmeniz lazım! Her şeye malik olmak büyük mutluluk verirdi. O açıdan benim çocukluğum çok mutlu geçmiştir” diye devam ediyor: “İkinci Cihan Harbi döneminde paranız olsa da bazı şeyler yoktu. Ekmek karneyle verilince babaannem ekmeğini bize paylaştırırdı. Okulda ‘sarı defter’ler kullanırdık. O dönem doldurur, yazın siler, ikinci sınıfta tekrar kullanırdık. Boya kalemlerimizi müşterek kullanırdık. Bütün Türkiye zengini, fakiri bir dayanışma içindeydi. Zannederim şimdi böyle bir şey yok.”
3) MEŞHUR KOMŞU: ATATÜRK
Kadri Bey ile bu sohbeti Çankaya Köşkü’nün bahçesine bakan evinde yapıyoruz. Bir an camdan dışarı bakıp duygulanıyor. Diyor ki: “Atatürk benim için devamlı buralarda gezen bir insan, bir dahi… Anneannemin bağı buralardaydı. Tatil günleri gelirdim. Atatürk’ü uzaktan15-20 atlıyla dolaşırken görürdük. Etraftan ‘Atatürk geliyor, Atatürk geliyor’ sesleri yükselirdi. Tabii o zaman Atatürk’ü bugünkü gibi bilmiyorduk. Çocukluk heyecanlı yaşıyorduk. O heyecanı bugün bile yaşıyorum! Atatürk modern bir hayatın başlamasına öncülük etti. Yalnız Ankara’yı değil, bütün Türkiye’yi eşit seviyeye getirdi.”