Başkan NASA’ya ‘taktı’ mı?
ABD’nin prestijli uzay ajansı NASA, aynı zamanda Amerikan imajının en güçlü taşıyıcılarından biri. Ancak NASA’nın başı, bir türlü Trump yönetiminin kararlarından kurtulamıyor. Son olarak NASA’nın yıllık fonlamasının yüzde 50’ye varan bir kesintiye uğrayacağı ve genel harcamalarının da yüzde 24 oranında kısılacağı bildirildi. James Webb ve Hubble’ın gönderdiği baş döndürücü galaksi manzaralarından Mars’a ayak basma hayallerine kadar her Dünya vatandaşının ufkunu genişleten NASA, atmosferik gözlemleriyle de iklim koşullarına bağlı çalışan endüstrilere bilgi sağlıyor. Kurum dışındaki yüzlerce bilimsel çalışmaya katkı sağlayan NASA’nın kendi projelerinin de ciddi oranda sekteye uğraması söz konusu. En az 20 yıldır süren bazı projelerin iptal edilmesiyle yılların tecrübe ve bilgi birikimi çöpe gidebilir. İşin ilginç yanı, Başkan Trump ilk döneminde ABD’nin uzay yarışında daima önde olması gerektiğini, Rusya ve Çin’i geçmenin ulusal bir mesele olduğunu vurguluyordu. Trump’ın
NASA’ya şimdi neden ‘taktığı’ tam olarak anlaşılmasa da NASA’nın Elon Musk’ın SpaceX şirketiyle taşeron olarak çalışması ve büyük bütçeler akıtması sebeplerden biri olabilir.
Uzaydan Dünya’ya enerji iletimi test edildi
Geçen haftalarda Çin’in uzaya güneş enerjisi santrali kurma projesini tanıtmıştık ve Japonya’nın da yakında bir deneme yapacağına yer vermiştik. Mayısta Japonya Uzay Sistemleri (JSS) kurumu hareket halindeki bir jetten yere enerji aktararak uzaydan güneş enerjisi iletiminin mümkün olduğunu gösterdi. Bu deney, gelecekte alçak yörüngedeki güneş panellerinden Dünya’ya mikrodalga yoluyla kesintisiz enerji aktarılabileceğini kanıtlıyor. Uzayda kurulan paneller, atmosfer engeli olmadan daha fazla enerji toplayıp ve gece bile enerji sağlayarak 24 saat kesintisiz üretim yapabiliyor. Öte yandan uzaydaki çarpışma riski ve gökyüzünden mikrodalga iletiminin silah olarak kullanılma ihtimali, teknolojiyle ilgili endişeler arasında. Japonya’nın bir sonraki hedefiyse 36 bin kilometre yükseklikten Dünya’ya enerji ışınlamak.
1,5 kilometreden kitaptaki yazıları okuyan lazer
Görüntüleme teknolojisi büyük bir hızla ilerlerken casus filmlerine bile taş çıkaracak yeni bir aygıtın haberi geldi. Çinli biliminsanları, neredeyse 1,5 kilometre uzaklıktan bir kitaptaki harfleri okuyabilen lazer tabanlı bir görüntüleme sistemi geliştirdi. Yıldızların çapını ölçmek için 1950’lerden beri kullanılan ‘yoğunluk enterferometrisi’ adlı teknikten ilham alan teknolojinin uzaktan gözlemleme ve uzay mekikleri için çevredeki uzay çöplerini tespit etme gibi alanlarda kullanılması planlanıyor. Ekip yapay zekâ desteğiyle bu sistemin hassasiyetini daha da arttırmayı hedefliyor.