EDEPSİZLİĞİN BÖYLESİ
Programa dönelim. Peren Hanım dedi ki: “İlber Ortaylı, ‘Filistinliler zamanında toprak sattı’ diyor yani.” Evet, 19. yüzyılda birileri sana ederinden çok para verirse, çorak araziyi sen de satarsın. Bunu satmak şimdi kabahat oldu! Bu işleri hem Osmanlı arşivleri hem de Kudüs’teki Central Zionist Archives’te tetkik ettiğim için söylüyorum. Kızcağız devam ediyor: “Bu İlber Ortaylı’nın dediği yalancılıktır yani. Popüler tarihçiler yalancılık yapıyor.” Hanımefendinin tasnifi nedir bilmiyorum ama ben “popüler tarihçi” oluyormuşum! Ne diyeyim, vallahi billahi tarih diplomam var. Edepsizliğin böylesini hiç görmemiştim. Karşısındaki moderatör Esra Hanım sohbeti sükûnetle sürdürüyor. Yalnız onun da bir kusuru var: Gözleri yerde, bakışları hep aşağıda. Ne yazık ki güzel Türkçemizin sesli harfleri de yere dökülüyor. Efendim, sadede gelelim. Bu gibi gülünçlüklerle bu işler yürümez. TV’deki programların hâli ortada. Bu hengâmeyle, bu iletişim ve programcılık anlayışıyla bir yere varmamız çok zor.