Önce biraz düşünün!
Bakın gencecik bir insan hayatını kaybetti. Çok eleştirilmişti Nihal Candan. Çok acımasızcaydı o eleştirilerin büyük kısmı. Sonra hapishane süreci ve yakalandığı anoreksiya yani yemek yiyememe hastalığı...
Sizce insanlar bilerek mi yemiyorlar? Bilerek mi zayıflıyorlar? Hayır!
Bu bela hastalığa yakalanınca bir dilim ekmek yiyemiyorsun.
Yemek için yalvarıyorsun ama yok, olmuyor!
Sonra psikolojisi zayıflıyor insanın, hatta ölmek istiyor bazen.
Kilo alanla da, verenle de dalga geçmeyin!
İnsanları görür görmez “Göbeğe bak” demeyin!
“Ooo sen ‘obez’ olmaya doğru gidiyorsun” demeyin!
“Ne kadar kilo vermişsin, kemiklerin sayılıyor” diye zorbalamayın! Sonra kimisi yemek yemeyi bırakıyor, kimisi ne olduğu belli olmayan iğnelere başvuruyor. Günün sonunda ağzınızdan çıkan o kelimeler ölümcül bir silaha dönüşüveriyor!
Kim karar veriyor?
Müzik şirketleri teker teker açıklama yapıyor. Hepsinin dilinde ‘Spotify’ var. Hepsinin ortak söylemi; ‘haksızlık’.
Peki çözüm nerede? Kimde?
İşte onun cevabı henüz yok.
Avrupa Müzik Genel Müdürü, “Spotify editörleri Türkiye’yi manipüle ediyor. Ben olsam onları asgari ücretle bile işe almam” deyince tekrar alevlendi tartışmalar.
İddiaya göre Spotify’ın Türkiye’de iki editörü var. O iki isim tüm sektörü domine ediyor! Ama işi öyle bilmiyorlar ki, pop listesine arabesk şarkı da koyabiliyorlar. E hâl böyle olunca “ülkemizde üretim yok” algısı yaratıyorlar.
Eğer doğruysa olacak iş değil! Türkiye’nin müzik sektörünü iki editörün klavyesine bırakamazsınız. Olmaz bu!
Ben olsam Spotify’ın yerinde, şeffaflığa geçerim. Ekibimi büyütür, müzik piyasasını bilen insanlarla süslerim orayı.
Çünkü birçok müzisyen rahatsız. Öyle ki mesleği bırakma noktasına geldiler artık. Düşünsenize iş yapıyorsunuz ve görünmüyor.
Ben hazırım Spotify’ın bir merkezi varsa gezmeye, editörlerle gerekirse gizlice tanışmaya, tartışmaya vesaire...