Gofy ile kene maceramız
Sahipleri tatile gittiği için çok sevimli bir misafirim var evde: Gofy.
İnanılmaz iyi anlaşıyor, acayip eğleniyoruz. Artık öyle ki aynı anda yatıp, aynı anda uyanıyoruz.
Onu parklara, bahçelere götürüyorum güzel vakit geçirsin diye. Daha doğrusu, götürüyordum.
Önceki akşam eve döndüğümüzde, Gofy’nin oturduğu koltukta dört-beş tane ölü kene buldum. Anlaşılan o ki, biz çimenlerde oynarken hücum etmişler hayvana. Sonra da parazit ilacı sayesinde hepsi ölüp dökülmüş üstünden.
Hepsi diyorum çünkü kulaklarını falan aradım, taradım başka kene bulamadım.
Kene salgını Sivas’ta şimdiden 8 can aldı. Belli ki sadece Sivas, Tokat, Çorum, Erzurum gibi bölgeler değil, büyük metropoller de kene istilası altında. İstanbul’daki parklarda ilaçlama çalışmaları başladı.
Gofy’nin keneleriyle karşılaşınca kene hakkında ne var, ne yok okumaya başladım haliyle internette.
Klinik mikrobiyoloji uzmanı Zehra Çağla Karakoç’un ilginç bir tespitine denk geldim. Karakoç, kene sayısındaki patlamanın keklik avından kaynaklandığını söylüyor. Keneleri yiyen keklik gibi hayvanları avladıkça onlar da ortalığı boş buluyor.
Tıpkı doğal alanlar gibi, şehir alanlarının da kendi içinde bir dengesi var. Eğer kedileri yok ederseniz, New York’ta olduğu gibi, şehri fareler basıyor. Köpekleri toplarsanız, dağdaki domuzlar Aydın’da, Kuşadası’nda olduğu gibi şehre iniyor.
Atalarınızın aklı mı yoktu da bu hayvanları bizim gibi toplayıp itlaf etmediler? Demek bir bildikleri varmış, değil mi?