Futbolun anayasasını yazmak lazım
FUTBOL artık romantik bir oyun değil.
Büyük bütçelerin, veri analizlerinin, kurumsal yönetimin arenası.
3’üncü Lig’de bile rekabet edebilmek için finansal altyapınız, idari planlamanız ve disiplinden sapmayan bir yönetim aklınız olmalı.
Yoksa, Altay gibi 100 yıllık bir kulüp bile markasını icradan kurtaramaz.
Futbol kulüplerinin uzun yıllar boyunca yöneticilik değil, ‘tüketicilik’ yaptığı bir dönemin doğal sonucu bu.
Yönetici değişti, hoca değişti, futbolcu değişti.
Ama sistem aynı kaldı.
Sürekli borçla dönen, günü kurtaran, plansız ve hesap vermeyen bir yapı.
Altay gibi kulüplerin ‘tarihle’ değil, ‘gelecekle’ yönetilmesi gerekiyor.
Geçmiş başarılar bugünkü sorumlulukları hafifletmiyor.
Artık marka olmak için sadece ‘100 yıllık kulüp’ olmak yetmiyor.
Finansal şeffaflık, hesap verebilirlik ve yeniden yapılanma şart.
Bugün geldiğimiz noktada futbol için yeni bir anlayış gerekiyor.
Belki de bu bir tür ‘futbol anayasası’dır.
Kurumsal hafızası olan, bağımsız denetime açık, borçlanma sınırları belirlenmiş, kişisel inisiyatiflere kapalı bir yapı.
Ve en önemlisi:Futbolun bir sektör olduğu gerçeğini kabul eden, ona göre davranan bir sistem.
Bu yazdıklarım sadece Altay için değil.
Bugün birçok kulüp aynı şeyleri yaşıyor.
Aslında yol haritası belli, uygulayan kazanıyor.
45 dakikalık Selanik’e bir günde gidemiyorsun
İZMİR’de ‘İzmir-Selanik Günleri’ düzenlendi.
Atina’yı da Selanik’i de çok seviyorum ve her fırsatta gidiyorum.
Bu zirveye Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ev sahipliği yaptı.
İzmir Başkonsolosu Alexandros Konstas, Selanik Belediye Başkanı Stelios Angeloudis de bu zirvedeydi.
Tugay önümüzdeki aylarda Selanik’te düzenlenecek bir fuara katılacak.
Cemil Tugay, “Belediyemizle çevre, akıllı şehirler, atık yönetimi gibi konularda iş birliği yapmaya karar verdik. Ama istiyoruz ki iş insanlarımız birbirini tanısın, ortak çalışmalar yapsınlar, karşılıklı ticari ilişkiler gelişsin. Yine istiyoruz ki her iki şehrin insanları diğer şehri daha çok ziyaret etsin” dedi.
Atina’ya karşılıklı direkt uçuşlar var ama Selanik’e yok.
Peki, Selanik’e nasıl gidip gelinir?
45 dakikalık bir yol için neredeyse bir tam gününüzü harcamak zorunda kalıyorsunuz.
Çünkü direkt sefer yok.
Ya İstanbul üzerinden ya da Atina’dan gitmeniz gerekiyor.
Veya İstanbul’a gidip karayoluyla Kavala ve Selanik yapmanız lazım.
Ama bazen uçak saatleri birbirine uymuyor.
Ya çok erken ya çok geç olunca beklemek zorundasınız.
Erken gitseniz bu sefer aktarma için çok bekliyorsunuz, geç gitseniz sabaha karşı ya da gecenin bir vaktinde Selanik’e iniyorsunuz.
Her koşulda çok yoruluyorsunuz ve gün kaybına engel olamıyorsunuz.
Topu topu 45 dakikalık bir uçak yolculuğundan bahsediyoruz ama sonuçta gidemiyorsunuz.
Angeloudis, deniz yolu bağlantısını yeniden ele almak için Tugay ile çalışacaklarını söylemiş.
Bir alternatif olabilir.
İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener de, “İzmir-Selanik uçuşlarına ek feribot seferleri de olabilir. Desteğe hazırız” demiş.
Aegean Airlines Bölge Satış Müdürü İrini Sidiropoulou ise bir sunum yapmış.
İki yakın şehir aslında uzak!
Direkt uçuşlar olmadan bu yakınlık da kurulamaz.
Hatırlatmak istedim.🤨