En dikkat çeken şey tabii ki dünyanın bir numarasının Peru’dan çıkmasıydı. Ödülü Maido adlı restoran aldı. Lima’daki Maido ve Central, Latin Amerika’nın gastronomik özgüveninin artık geçici bir yükseliş olmadığını, bölgenin kalıcı bir yeni merkez olduğunu kanıtladı. Zira birkaç yıl önce de Central listenin bir numarasındaydı. Central’in şefi Virgilio Martinez sadece ürünle değil, toprağın belleğiyle de çalışıyor. Ülkesindeki bilinmeyen yüzlerce -evet, abartmıyorum, onlar da sayısını net olarak bilmiyor- çeşit patatesin ve diğer malzemelerin envanterini hazırlayıp hikâyesini gün yüzüne çıkarıyor. Nikkei mutfağı sunan Maido ise Central’den tamamen farklı olarak ülkenin demografik yapısının mutfağa yansımasını anlatıyor. Son yıllarda bakışları üzerine toplayan Nikkei mutfağının anavatanı Peru. 1800’lerin sonunda çalışmak üzere Peru’ya giden binlerce Japonun, Japon mutfağını Peru’da buldukları malzemelerle dönüştürmesiyle ortaya çıkan bu mutfağın en bilindik örnekleri ceviche ve tiradito. Ve buradan çıkaracağımız sonuç, bu listenin artık yalnızca mutfak tekniklerini değil, coğrafyanın ruhunu da ödüllendirdiği.
Tören sonrası herkesin konuştuğu bir diğer şey de Tayland’ın dikkat çeken yükselişi ve artık Doğu’nun sesi olarak karşımıza çıkmasıydı. Bu yıl ilk 50’ye tam altı tane Bangkok restoranı girdi, bu da tüm ülkeler arasında İtalya’yla birlikte en yüksek rakam. Bu iki ülkenin ardından dört restoranla listeye giren Peru, İspanya, Fransa ve Japonya geliyor. Bangkok’taki yükselişin fitilini ateşleyense bence Gaggan’ın birkaç yıl aradan sonraki etkileyici geri dönüşü oldu. İlk 10’a giren Gaggan Anand’ın restoranının dışında Potong, Sorn, Sühring, Le Du ve Nusara bu yıl listedeydi. Esas altı çizilmesi gereken şeylerden biri de Dünyanın En İyi Kadın Şefi’nin de Bangkok’tan çıkması oldu. İki hafta önce Bangkok’ta çekim yaptığım dünya tatlısı Şef Pam’i (Pichaya Soontornyanakj) sahnede görmek beni ziyadesiyle duygulandırdı. Ve bu sonuçlar Tayland’ın artık yalnızca baharatın, acının, sokak yemeklerinin ya da egzotizmin ülkesi değil; geçmişle geleceğin, gelenekle kimliğin kesiştiği yeni bir anlatım biçimi olarak şefler tarafından yeniden yapılandırıldığının da göstergesi.