Ortadoğu dikkat çekiyor
Listenin diğer öne çıkan noktalarından biri de ‘One to Watch Award’ yani ‘takipte kalınması gereken restoran ödülü’nün Kahire’deki Khufu’s restorana gitmesi oldu. İstikrarlı olunduğu durumda önümüzdeki yıllarda Ortadoğu’dan da sıklıkla bahsedileceğini gösteren anlamlı bir ödül bu. Zaten Dubai’den de Orfali Brothers ve Tresind Studio olmak üzere iki restoran da ilk 50’deydi bu yıl.
Ödül töreni öncesindeki kokteyl girişinde sıralamadaki 50 şefin minik büstlerini görmek başta şeflerin
kendisi olmak üzere hepimize tatlı bir sürpriz oldu. Gala gecesi ünlü şeflerin geçidi gibiydi. Tören sonrasında partide Massimo Bottura’nın o meşhur tortellini’lerinden servis edildi, hızını alamayan ünlü şefler DJ kabininin başına geçti. 50 Best buluşmalarının bir diğer sevdiğim yanı da sadece bu eğlence ve ödüllendirme halinden ibaret olmaması. Tören öncesindeki iki günden itibaren şeflerin katılımıyla şahane sohbetler organize ediliyor. Bir başka dikkat çekici eğilimse, mutfağın anlatıcılarının giderek daha fazla filozoflara ve düşünürlere benzemesiydi. Mesela bu yıl en akılda kalan konuşmalardan biri tören sonrası Paris’te buluşup çekim yaptığım Bruno Verjus’a aitti. Geçen yıl dünya 3’üncüsü olan Verjus restoranı Table ile bu yıl 8’inci olarak hâlâ listenin ilk 10’unda. Bruno her gün menüsünü, o gün tedarikçilerinden gelen ürünlere göre yeniden oluşturduğunu anlattı. 50 yaşından sonra mutfağa girme kararını, gastronomide özgürleşmek ve klasik kalıplardan uzaklaşmak için aldığını söyledi. En dikkat çeken cümlesi şuydu: “Yemeği açıklamak değil, savunmak gerekir.”