Paparazzi yıllarca yarımadanın en romantik, en nevi şahsına münhasır mekanlarından biriydi. Yıllarca Uğur Dündar sabahları bu koydan denize girerdi. Çeşme’nin daha küçük olduğu zamanlarda Pazar gecesi herkes burada canlı müzik dinlemeye giderdi.
Birlikten güç doğar misali Niyazi de oğulla baba yan yana çalıştığında iyi.
ptidai gibi duran mimarisiyle iddiasız ama şık, doğa dostu, insanın gerektiğinde eğlendiği gerektiğinde de romantik bir akşam geçirebileceği bir mekandı. Ve bütün bunlar eskide kaldı.
işletme gibi burası da dev bir iskeleye teslim olmuş durumda. Suyun karşı tarafında, Yunanistan’ın en pahalı plaj ve otellerinde böyle bir iskele yok. Denizleri koruyorlar. Coğrafya neyse doğasıyla oynamıyorlar, gerekirse taşlıktan gerekirse kayalıktan denize giriyorlar. Aramızdaki fark sadece din değil, doğalı muhafaza etme konusunda bizden ilerideler.
koyda mehtap izlense dünya sosyetesinin yemek için geleceği bir mekan olurmuş. Onun yerine dev iskelede yüzlerce masa bir fabrika yemekhanesini andırıyor. Her biri kirli sakallı, beyaz ya da mavi keten gömlekleri, ellerinde sigara makineleriyle dolaşan erkekler ve yanlarında her biri aynı plastik cerrahtan çıkmış gibi duran “bayanlar” müşteri kitleleri.