1940’ların ortaları... Orhan Veli’yle Sait Faik’in işi gücü yoktur o sıralar. Beyoğlu’nda İstiklal’in girişinde, bugün büfelerin olduğu köşenin üzerindeki meşhur Eftalikus adlı kafenin geniş terasında meydanı izleyerek vakit öldürürler.
Her gün bir gazete alır, kahvenin köşesinde bulmaca çözerler. Ama bu bir süre sonra keyfi bir uğraştan öteye geçer. Aralarında sessiz bir iddiaya dönüşür. Bulmacayı önce bitiren, karşısındakine rakı ısmarlayacaktır.
Günler geçer, bardaklar dolar boşalır... Ama Sait Faik sürekli kaybeder. En sonunda dayanamayıp çıkışır:
“Yahu, her gün aynı şey! Nasıl oluyorsa hep sen kazanıyorsun.”
Orhan Veli, o kendine özgü sakinliğiyle gülümseyerek yanıtlar:
“Çünkü bulmacayı ben hazırlıyorum.” 😇