EN BÜYÜK SEBEBİ: BİLİNÇSİZLİK
İyi de ilgili kurumlar gerek sosyal medya gerek basın aracılığıyla bilgilendirme yapıyor. Yeterli mi olmuyor? Yanıtı şu: “Evet ama bu uyarılar halka inmiyor, orman köylülerine ulaşmıyor diyelim. Mesela, Bilecik’e kadar ulaşan yangınlardan birinin 40 derece sıcakta kaynak yapılmasından çıktığı bilgisi var. Yani orman ya da ormana yakın yaşayan birinin bu sıcakta, hele de böylesine rüzgârlı bir havada bunu yapmaması gerektiğini bilmesi gerekir. Yine anız yakmaktan kaynaklı çıkan yangınlar var, ki yıllardır aynı şeyi konuşuruz. Dolayısıyla orman ile iç içe yaşayanlara meteorolojik koşullar ve böylesi kritik koşullarda yangın çıkmaması için neler yapılması gerektiği hakkında bilgi ve eğitim verilmeli. Bu bilgiler verildiği halde bunu dinlemeyenler elbette olacaktır. Bunu önlemek içinse, hele de ‘yangın havası’ dediğimiz bu aylarda, ciddi ve yoğun denetimler olmalıdır. Ormanlara girmeyi yasaklamak ise bir denetim şekli değildir.”
YASAK VAR AMA DENETİMLER YETERSİZ
Peki kim denetleyecek? Orman Genel Müdürlüğü personelinin yeterli olmayabileceğini söylüyor Prof. Dr. Tolunay ve ekliyor: “O zaman jandarma, emniyet, zabıta... Hepsi seferber olacak. Yetmedi mi? Bu sefer, bu sene bir örneğini Adana’da gördüğümüz gibi drone ve sesli uyarı sistemi devreye girecek. Bilinci yükseltmenin bir yolu da sıkı denetimdir. Her ne kadar bir orman mühendisi olarak tıpkı İskandinav ülkelerinde olduğu gibi insanların ormana girmesi, bitki ve hayvan çeşitliliğini öğrenmesini arzu etsem de şu anki bilinç düzeyi ile bu ancak yangın risklerini arttırmaktadır.”
KURUMLAR İŞBİRLİĞİ İÇİNDE ÇALIŞABİLMELİ
Peki ya kurumlar? Yapabilecekleri yok mu? “Olmaz olur mu” diyor Prof. Dr. Tolunay, şöyle sıralıyor: “Bir kere kurum/ kuruluşların orman yangınları konusunda kapasitelerini geliştirmeleri ve Orman Genel Müdürlüğü ile işbirliği halinde olmaları gerekir. Şöyle ki zaman zaman ormana da sıçrayan, tarım alanları ya da kırsalda çıkan yangınlar oluyor. Bunlardan belediyeler sorumlu. Fakat bu iş için kapasiteleri ne kadar yeterli, sorgulanmalı. Bu noktada görev ayrımının iyi yapılması, her kurumun araç, gereç, personel sayısını artırması, eğitimlerini tamamlaması ve Orman Genel Müdürlüğü ile işbirliği içinde olması şart. Bu, kısmen var ama yetersiz, yeni protokollere ihtiyaç var. Yanı sıra orman yangını ile doğrudan bağı olmadığı düşünülen kurumların da dahil olması şart. Örneğin, Kara Yolları Genel Müdürlüğü. Orman/ orman yakınından geçen yolları düşün. Yol kenarındaki otlar bazen 1-1,5 metreye çıkabiliyor ve araçtan atılacak bir izmarit ise yangın için yeterli.”