Milyonluk şöhretlerle yüzeceksen
En çok da buna gülüyorum: Mesela bana kalırsa Çeşme’nin en güzel plajı, altın gibi kumlarıyla Ilıca. Bir halk plajı.
Giriş ücretsiz.
Ama yok, ben ille de bölüm başına bilmem kaç lira kazanan oyuncuyu göreceğim derseniz...
O zaman onların gittiği Momo Beach’e gidip, giriş ücretini de gelen hesabı da hiç ağlamadan ödeyeceksiniz.
Bir başka örnek:
Madem memleketin üç tarafı denizlerle çevrili, o halde zorunuz ne ille de Rus oligarkların, Arap şeyhlerinin bilmem kaç yüz metrelik süper yatlarını çektiği Yalıkavak’a gidiyorsunuz?
Yapay mermer tozuyla sonradan yapılmış kumda yürüyeceğinize, dünyanın sayılı kumsallarından Dalyan’daki İztuzu’na gitsenize.
Benim ilk tercihim. Giriş bedava. Şansınız varsa bir caretta caretta’ya da denk gelirsiniz.
“Bacasız sanayi”nin zararları
Eskiden turizm için “bacasız sanayi” denirdi. Yap oteli, darphane gibi durmadan döviz bassın... Zamanla ortaya çıktı ki turizmin de bazı zararları var: Emlak fiyatları, kiralar yükseliyor, çarşı-pazar pahalanıyor, trafik, çevre kirliliği artıyor. İspanya gibi bizden daha eski turizm ülkelerinde artık bırakın turisti hoş karşılamayı, turizm karşıtı gösteriler yapılıp ziyaretçilerin üzerine boya sıkılıyor. Demek ki neymiş? Bacasız sanayinin de bir bedeli varmış. İşte şimdi biz de bunun etkilerini hissetmeye başladık.
Türk işletmelerin kapkaççılığı
Diğer taraftan mesele işletmelerin kapkaççılığı, esnafın yağmacılığına gelince şikayetçilerle hemfikirim.
Bir tabak deniz ürünlü makarnaya benzer ücretler ödüyorsunuz ama Yunan içine gerçekten deniz ürünü koyuyor, bizimkiler ancak koklatıyor, oradan çaldığını yanına kâr sayıyor.
Fakat bu da ülkemizin turizmdeki eksikliği değil, genel olarak ticari ahlakımızla ilgili.
Havaalanı saldırıya uğrayınca normal ücretin üç-beş misline yolcu taşıyan taksici de olmuyor bu ülkelerde.
Bir otelde yangın faciası olunca yangın tüpü fiyatları birden 10’a katlamıyor hiçbir yerde.
Bu bambaşka bir şey; turizmi, şunu bunu geçin, insan olmakla alakalı bir mesele.😑