* İlk sorum şu; “Yetmiyor mu? Ekip ve hava filosu eksiğimiz mi var?
“Alakası yok. En büyük sıkıntı, hava şartları ormanların yanmasına müsait olduğu zamanlarda, birçok farklı noktada aynı anda yangınların patlaması. Bu noktada helikopter ya da söndürme uçakları ancak bir yere kadar yardımcı olabilir. Çünkü alevler bir kere belli bir büyüklüğe ulaştı mı o noktadan sonra müdahale çok zordur ve söndürmeye de büyük bir katkısı olmaz. Havadan yapılan müdahaleler, yangın söndükten sonra soğutma işlemlerinde ve yangın ilk çıktığı an etkilidir. Alevler büyüyüp, yayıldıktan sonra istediğin kadar havadan su bırak... Daha yere bile varmadan buhar olur, uçar o su. O noktada istersen Türk Hava Kuvvetlerine ait tüm uçakları seferber et... Anlamı yok! California yangınlarında da şahit olduk, havadan müdahale alevlerin önüne doğru, söndürmekten ziyade yayılmasını önlemek yani önünü kesmek amacıyla yapılır. Bizde de böyle yapılıyor. Ama o zaman da ‘suyu yanlış yere attı’ diyorlar... Ki hızı saatte 40-60 km. ile esen bir rüzgâr var... Alevler hızla yayılıyor ve uçağın da helikopterin de böyle bir rüzgârda havalanması çok zor. Tutturmuşuz, ‘uçak yok’, ‘helikopter yok!’ Var ama uçsa bile kapasitesi de alevlere etkisi de belli. Ezbere konuşan çok.
BU YANGINLAR KAZMA-KÜREK İŞİDİR
* E, kim söndürecek bu yangınları öyleyse?
Böyle büyük yangınları söndürmek havadakinin değil yerdeki ekibin; kazma- kürek, işidir. Karşı ateş açarak, alevlerin önünü keserek, ormanda yollar açarak... Maalesef böyle büyük yangınlar ormanın bir kısmını feda etmeden de sönmez. Elbette hepimizin canı çok yanıyor. Ancak biz, hatayı hep başka yerlerde arıyoruz, sorumluluğu başkalarına atmaya meyilliyiz. Her yangın sonrası benzer gündemler; ‘kundaklandı, bilerek yakıldı’, ‘müdahale yetersiz kaldı’ İyi de kim çıkardı bu yangını? Soran yok!
YASAKLAR VAR UYAN VAR MI
Ben sorayım o zaman, kim çıkardı?
Elbette hainlik yapıp, yangın çıkaranlar da vardır. Ancak en cahilinden en okumuşuna kadar, bizim insanımız araç camından sigarasını atıyor bir kere arkadaş! Yasak olan yerde mangalını yapıyor, semaverini yakıyor, çerini çöpünü bırakıyor. Yetmedi! Anızını yakıyor, tamiratını yapıyor. Şu an Avrupa kavruluyor. 40 derece. İklim değişikliği küresel bir durum. Peki orada yanıyor mu ormanlar? Evet ama bu kadar değil. E, o zaman iğneyi kendimize batırmak lazım gelmez mi? Bizimkiler, kafayı iklim değişikliğine, yangın söndürme uçağına takmış... Bunların hepsi bir algı. Hepsi bir bahane. Asıl önemli olan yangının çıkmamasıdır. Orman yangınların yüzde 95’i insan hatasından kaynaklıdır.
OHAL İLAN EDİLSİN
ORMANLARA GİRİŞLER KAPATILSIN
Peki ne yapacağız? Her yıl aynı manzara... Ciğerlerimiz yanıyor. Nasıl mücadele edeceğiz?
Ormanlar ve ormana yakın yerlerde yaşayan halkı yoğun şekilde eğitmekle işe başlayacağız. ‘Yangın mevsimi’ gelmeden, mart- nisan- mayıs aylarında seferberlik ilan edip, yoğun eğitime alacaksınız; yangın neden çıkar, nasıl müdahale edilir, öğreteceksiniz. Okullardan tut camilere kadar yayacaksınız eğitimleri. Ben olsam, yarından itibaren hele de hava böyle sıcak ve daha da sıcak olacakken OHAL ilan eder, ormanlara girişi yasaklar, orman- insan etkileşimini en aza indirirdim. Sadece yasak da yetmez denetim de şart. Orman yakmanın (10 yıldan az olmamak üzere) hata da olsa, hapis ve para cezası olduğunu herkes bilecek. Ormanlara yakın yerleşim yerlerinde yangın gönüllülerinin sayısını arttırmak da önemli.😐