Kabul, hayat durmazmama biraz da özen ister
İnsan her zorluğa alışıyor. Başından kötü bir şey geçse hayata devam ediyor. Geçen gün de yazdım. Çeşme’ye doğru alevler yükselirken; eğlence yerleri sesi kısmadı, azaltmadı. Elbette bu ülkede neler yaşandı. Her şehit haberinden sonra insanlar sokağa çıkmaya çekindi, eğlence mekanlarında ne yapacaklarını şaşırdılar. Ama bir süre sonra hayat devam etti. Ben de devam etmesinden yanayım. Yoksa bu dünya çekilmez hale gelir. Ancak alevler yükselmişken, yollar kapanmışken, köyler, evler boşaltılırken; herkesin gözü kulağı yeni bir haber beklerken biraz özen, biraz dikkat gerekir. biraz da özen ister
İnsan her zorluğa alışıyor. Başından kötü bir şey geçse hayata devam ediyor. Geçen gün de yazdım. Çeşme’ye doğru alevler yükselirken; eğlence yerleri sesi kısmadı, azaltmadı. Elbette bu ülkede neler yaşandı. Her şehit haberinden sonra insanlar sokağa çıkmaya çekindi, eğlence mekanlarında ne yapacaklarını şaşırdılar. Ama bir süre sonra hayat devam etti. Ben de devam etmesinden yanayım. Yoksa bu dünya çekilmez hale gelir. Ancak alevler yükselmişken, yollar kapanmışken, köyler, evler boşaltılırken; herkesin gözü kulağı yeni bir haber beklerken biraz özen, biraz dikkat gerekir.
Bunu topluma bir saygı göstergesi olarak bekliyoruz.
İşte o zaman acılarımızı da, sevinçlerimizi de birlikte kutlayabilir, paylaşabiliriz. İşte o zaman daha güçlü olduğumuzu hissedebiliriz.
Ben Türk insanının sağduyusuna her zaman inanırım.
Bazı olaylardan ders çıkarıp hayata öyle devam etmek galiba en doğrusu…
Arada durma fikri hiç de fena gelmiyor
Geçenlerde yabancı bir gazeteci dostumla sohbet ediyordum.
Kendisi bir Türkiye hayranıdır.
Her fırsatta ve mümkünse en az birkaç kere tatil için Türkiye’ye gelir.
İstanbul’u çok sever ama Ege’ye bayılır.
Birçok İstanbullunun olduğu gibi onun da bir gün Ege’nin bir kıyı kasabasında birkaç ayını geçirme fikri var.
O Türkiye’yi çok renkli, çok farklı, çok tempolu bir ülke olarak görüyor.
Sokaklardaki heyecan onu etkiliyor.
Konuşuyoruz; Avrupa’nın sakin bir şehrinde vakit geçirmektense buralarda olmayı tercih ediyor.
Onun heyecan verici bulduğu gündem aslında bizi yoruyor.
Gündem o kadar çabuk ve hızlı değişiyor ki; ayak uydurmak zor oluyor.
Bir yanda siyasetin gündemi, bir yanda yangınlar; kazalar, gündelik olaylar; belki de hiçbir Avrupa ülkesinde hiç olmadığı kadar hızlı değişiyor.
Size de bir dinlenme, durma isteği gelmiyor mu?
Biraz dursak, nefes alsak, sakinleşsek, olayları şöyle bir sindirsek ve sonra kaldığımız yerden devam etsek…
Bu ruh hali sadece benim için geçerli değil, sanırım…
Fransız gazeteci arkadaşım arada bir benimle yer değiştirmeye razı…
Yani Türkiye’nin gündemini takip etmek, yazmak hoşuna gidiyor.
Ben de ona takılıyorum.
Belirli aralıklarla ben de Fransa’nın gündemini takip edebilirim.
Sıkılır mıyım; bilemiyorum.
Ama arada durma fikri hiç de fena gelmiyor.😑