Lincoln Üniversitesi’nden biyolojist Dr. Anna Wilkinson “Sürüngenlerin öğrenebildiğine, hatırlayabildiğine, hatta problem çözebildiğine dair son derece güçlü kanıtlar bulduk” diyor. Dr. Wilkinson’un araştırmalarından en çarpıcı olanı, kızıl ayaklı kaplumbağayla yapılan labirent deneyi. Kaplumbağalar labirentin sonundaki ödüle ulaşmakla kalmayıp çözüm yolunu aylar sonra da hatırlayabilmişler. Labirentin yapısı değiştiğinde yeniden sonuca ulaşabilmişler. Yakın zamana kadar izleyip öğrenme yetilerinin sadece memelilere ve kuşlara ait olduğu sanılıyordu. Bir deneydeyse üzerine benekler yapıştırılan balıklar aynada kendilerini fark edebiliyor ve benekleri didiklemeye çalışıyordu. Dahası, zebrabalıkları ve mürekkepbalıklarının yeni objelere ilgi gösterdiği ve geçmiş olayları belirli düzeyde hatırlayabildiği gözleniyordu. Panthera türleri, maymunlar ve kargalar, kartallar gibi kuşlara dair yeni bulgular sandığımızdan daha zeki olduklarına ve duygusal bağ kurabildiklerine işaret ediyor.
Geçen hafta Live Science’ta yayımlanan makaleye göre yiyeceklere erişmeye çalışan şempanzelerin araç gereç seçimlerinin rastgele olmadığı, yetilerinin ihtiyaçlara uygun taş ve sopaları ayırt edecek şekilde geliştiği keşfedilmiş. Hayvanlar arasında sayısal duyuları olan türler de mevcut. Şişenin dibindeki suyu yükseltmek için taş atmayı hesaplayan kargalar, rakiplerinin kükremesini sayarak tehdit olup olmadığına karar veren dişi aslanlar, 1’den 8’e kadar rakamları tanıyan papağan türleri ve birçok örnek, ‘zekânın’ insana has olmadığını kanıtlayan emsaller sunuyor.
Ana fikrinse birçok okuruma sürpriz olmadığını tahmin edebiliyorum.Doğadaki her şeyin ruhu olduğunu ve kozmik bilince bağlı olduğunu binlerce yıldır kabul eden şamanlar gibi, hayvanların bilinç düzeyini algılayabilen insanların sayısı dünya üzerinde yeterince çok olmalı. Hazır bilgiyle doldurulmuş düşünce kalıplarından sıyrılabilen ve sezgisel öğrenime kalbini açanlar için doğanın ve evrenin bilgeliğinde sonsuz nimetler saklı.😑