Kadın ve yaşlılık!
Yaşımızı neden sanki utanç verici bir şeymiş gibi gizlemeliyiz? Pürüzsüz bir cilt neden daha değerli, kırışıklıklar daha korkutucu ve gri saçlar kötülükten daha kötü?
“Ne korkunç bir cümle: “Bir kadının elleri yaşını ele verir.”
Ya da elleri değilse, boynudur. Ya da boynu değilse, dekoltesi. Ya da dekoltesi değilse, gözlerinin etrafındaki kırışıklıklar.
Kaz ayakları... Hangisi olduğu önemli değil, önemli olan bir şeyi ele vermesidir…
Hiç kimsenin, kesinlikle hiç kimsenin bilmemesi gereken büyük bir sırrı ele verir.
Kadının yaşını!
Ve soruyorum: Yaşımızı neden sanki utanç verici bir şeymiş gibi gizlemeliyiz? Pürüzsüz bir cilt neden daha değerli, kırışıklıklar daha korkutucu ve gri saçlar kötülükten daha kötü?
Yüzümdeki her kırışıklık duygularımın ve yaşadıklarımın bir izidir. Bazı anlarda çok güldüm. Diğerlerinde ağladım. Diğer geceler uyuyamadım, aşk için, çocuklarım için veya elimden bırakamadığım bir roman, severek izlediğim bir film için.
Ve bunların hepsi, beni ben yapan değerler... Komik olan, gri saçlı bir adamın ‘ilginç’ veya ‘seçkin’ olarak tanımlanması, hâlâ yakışıklı olarak söz edilmesi, ancak aynı yaştaki saçları kırlaşmış ama boyamayı reddeden bir kadının ‘dağınık’ ve bakımsız olarak kabul edilmesidir.
Bir büyükbabanın titreyen elleri dokunaklı, ancak onun yaşındaki bir kadının eller, ‘Ona ihanet ediyor’ öyle mi?
Ben hiç utanmıyorum. ‘Sonsuza kadar genç’ olmak da istemiyorum.
Gerçek olmak istiyorum.
Canlı ve geçmişi, hataları, aşkı, korkuları ve kendi hikâyesi olan bir kadın.
İhanet edilmeyen, küçümsenmeyen ancak gururla anlatılan gerçek bir hikâye.
İlginç bir alıntı...🙄