Yanıt: Bu güzel yazıyı yaşıtım olan kadın okurlarım için yayımlamak istedim. Bir kadın olarak yaşlanmayı kolay kolay kabul edemiyoruz... Günümüzde kadının fiziksel görünümüyle yıllara meydan okuyabilmesi için estetik cerrahi alanında mucizeler yaratılıyor.
Botokslar, dolgular, kaş kaldırma, çene dolgusu, Hollywood yanağı, örümcek ağı estetiği, yağ enjeksiyonları, göğüs estetiği, kol altı ve bacakların sarkmasına karşı yapılan germe operasyonları ve daha pek çokları…
Sonuçta kadınlar bu operasyonlar için hayatlarını riske atabiliyor...
Muhabirlik yaptığım bir dönemde, Türkiye’nin ilk estetik ve plastik cerrahi uzmanlarından Prof. Dr. Atilla Oymak’ın bir operasyonuna katılma fırsatı yakalamıştım. Bu röportajım Hürriyet gazetesinde yayımlanmıştı.
Prof. Oymak bir hanımın hem memelerini dikleştirmiş, hem yüzünü germiş, hem de karnındaki yağları almıştı. Ancak yatağına yeni getirilmiş kadının görünümü hiç iç açıcı değildi.
O her ne kadar halinden memnun gibi görünmeye çalışsa da, bana kalırsa çok acı çekiyordu. Üstelik bu ameliyatı kendisini artık beğenmemeye başlayan eşini memnun etmek için yaptırmıştı.
Şükürler olsun, bir hafta içinde hastaneden çıktı ama ben onun için endişe etmiştim. Ve beni rahatsız eden bir başka husus da kadının bu riski kocasına kendini beğendirmek için göze almış olmasıydı.
Elbette estetik ameliyatlara karşı değilim. Hatta kırklı yaşlarımda bana hüzünlü bir ifade veren göz altlarımdaki yağ keseciklerini aldırtmıştım.
Ancak gerçekten bir kadının yaşlanmasıyla edindiği manevi değerleri, tecrübe bilgi ve zekâ olarak gelişmesini bir kenara bırakarak sadece estetik görünümüne önem verilmesi beni gerçekten üzüyor.
Her kadın gibi yaşlandıkça ben de kırılgan ve alıngan oldum galiba...