YEMEĞİN SADECE LEZZETİ DEĞİL, GÖRÜNTÜSÜ DE ÖNEMLİ
- Siz, gastronomik açıdan da çok ciddiye aldığım bir insansınız. Kitabınızdan öğrendiğime göre; geçirdiğiniz bir hastalıktan sonra İngiliz şef Gordon Ramsay’in programlarını izliyorsunuz, çok etkileniyorsunuz. Sonra Paris’e gittiğinizde onun bir restoranına rastlıyorsunuz... Allah’ın bir lütfu sanırım...
- 15 kilo verdim onu izlerken. Seneler sonra karşılaşmak çok özeldi...
- Siz de, eşiniz de ‘tat bilir’ kişilersiniz, çok yemek seçer misiniz?
- Evet, bu genlerle de ilgili herhalde. Oğlum küçüktü, bir bayram büyüklerden birinin evine ziyarete gittik. Ortaya bir tatlı geldi. Oğlan şöyle ucundan dokundu, ağzına bile koymadı. Ve sonra biz baktık tadına, iş yoktu. Bir genetik geçiş var. Yediğin şeyin lezzetinin yanında görüntüsü de o kadar önemli ki.
SEVGİ DOLUYUM
- Sizin dikkatimi çeken özelliklerinizden biri de ailenize olan düşkünlüğünüz. Muazzam bir sevginiz var onlara karşı. Aile tarafı sizde hiçbir zaman dram değil. Mutlu ve sevgi dolu bir aileniz var. Bu sevginin kaynağı ne?
- Sadece aile değil, insanları, hayvanları her şeyi çok seviyorum. Çok sevgi doluyum. Benim büyüdüğüm aileden kaynaklanıyor sanırım bu. Çünkü benim ailem de sevgi dolu bir aileydi. Herkes birbirine çok yakındı ve sevgiyle yaklaşırdı.🤨