Bizim kuşak yüzü kızaran kuşaktı
BİZ hata yaptığımızda, birinin hakkını yediğimizde ya da sözümüzde duramadığımızda yüzümüz kızarırdı. Mahcup olurduk. Başımızı öne eğerdik. Özür dilemeyi bilirdik. Bunu bir eksiklik değil, insan olmanın şartı sayardık. Çünkü bizim kuşakta ‘ayıp’ diye bir kavram vardı. Bundan korkardık.
Ama şimdiki dünyada ayıptan utanmak ‘zayıflık’ gibi görülüyor. Hata yapan değil, hatayı en iyi pazarlayan öne çıkıyor. Vicdanın sesi kısılıyor, PR’ın sesi yükseliyor. Özür dilemek küçüklük sayılıyor. İnsanlar yüzlerinin kızarmasından değil, yakalanmaktan korkuyor. İşte tam da bu yüzden, vicdanı olan, hatasını gören, yüzü kızarabilen insanlar bu dönemin en kıymetli serveti haline geldi.
Salim Kadıbeşeğil’in şu itibar manifestosu gerçekten önemli…🙄